<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>eng.Ugur Demirci &#187; Kim Kimdir?</title>
	<atom:link href="http://ufoss.com/category/egitim/kim-kimdir/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://ufoss.com</link>
	<description>Hayata Dair Ne Varsa Ufoss'da !!!!</description>
	<lastBuildDate>Thu, 29 Jul 2010 15:01:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Ulubatli Hasan Kimdir?</title>
		<link>http://ufoss.com/ulubatli-hasan-kimdir/</link>
		<comments>http://ufoss.com/ulubatli-hasan-kimdir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 May 2010 09:40:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ufoss</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kim Kimdir?]]></category>
		<category><![CDATA[bayrak dikmek]]></category>
		<category><![CDATA[bir deli balta]]></category>
		<category><![CDATA[istanbulun fethi]]></category>
		<category><![CDATA[Ulubatli Hasan Kimdir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ufoss.com/?p=2314</guid>
		<description><![CDATA[Ulubatlı Hasan, İstanbul surları üzerinde ilk Türk sancağını dikerken şehit düşen yiğit askerdir. 1428 yılında Bursa&#8217;nın Ulubat köyünde doğdu. Fatih Sultan Mehmet&#8217;in kumandasında Ordu-yı Hümayun&#8217;a asker olarak İstanbul kuşatmasına katıldı. 1453 yılındaki büyük taarruz sırasında İstanbul surları üzerine ilk Türk sancağını dikerken şehit düştü. Fethin bayraklaşmış bir kahramanı olarak adı beş yüz yıldan beri gönüllerde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="_mcePaste"><a href="http://ufoss.com/wp-content/uploads/2010/05/ulubatlihasan.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-2315" title="ulubatlihasan" src="http://ufoss.com/wp-content/uploads/2010/05/ulubatlihasan-300x222.jpg" alt="" width="300" height="222" /></a>Ulubatlı Hasan, İstanbul surları üzerinde ilk Türk sancağını dikerken şehit düşen yiğit askerdir. 1428 yılında Bursa&#8217;nın Ulubat köyünde doğdu. Fatih Sultan Mehmet&#8217;in kumandasında Ordu-yı Hümayun&#8217;a asker olarak İstanbul kuşatmasına katıldı. 1453 yılındaki büyük taarruz sırasında İstanbul surları üzerine ilk Türk sancağını dikerken şehit düştü. Fethin bayraklaşmış bir kahramanı olarak adı beş yüz yıldan beri gönüllerde yaşar. Ulubat&#8217;ta adına dikilmiş bir anıt vardır.</div>
<p><span id="more-2314"></span></p>
<p>İstanbul tam 53 günden beri muhasara altındaydı. 23 yaşındaki genç padişah ve dâhi kumandan II. Mehmet Han, bu süre içinde gösterdiği akıl almaz askerlik mucizeleriyle Bizanslıları şaşkına çevirmişti. Koca Bizans İmparatorluğu çatırdıyordu. Son günlerini yaşıyordu. Artık belliydi bu.<br />
28 Mayısı 29 Mayısa bağlayan gecenin sabahına doğru, mehter “gülbanklar” vurmaya koyulmuş ve Bizans surlarının karşısındaki ordugâhta hummalı bir faaliyet başlamıştı. Ulu Hâkan, hücum emrini vermişti. O akşamki tarihî nutku bütün askerin kulaklarında çınlıyordu: <span style="color: #ffffff;">http://ufoss.com</span></p>
<p>– Ey benim paşalarım, ağalarım, beylerim! Bu şehr-i Konstantiniye cenginde silâh arkadaşlarım, yiğitlerim! Sizleri buraya, kararlaştırdığım umumî taarruzda şimdiye kadar gösterdiğinizden daha büyük fedakârlık ve cesaret istemek için topladım. Cihanda ün salmış bir şehri zaptedeceksiniz. Şehr-i Konstantiniye&#8217;de mahalle mahalle, bu şehri zapteden kahramanlar olarak adınız şan ve şerefle anılacaktır&#8230;</p>
<p>Asker, Peygamberimizin, şüheda için en büyük cennet makamını müjdelediği zafere ve bu zaferin uğrunda şehitlik şerbeti içmeye susamıştı.<br />
Beyaz atının üzerindeki genç kumandan, kılıcını çekmiş, davudî sesiyle âdeta gürlüyordu:<br />
– Evlâtlarım, yiğitlerim, şahbazlarım, yürüyün&#8230; Zafer sizindir &#8230;<br />
Asker, saflar halinde atılıyordu. 53 günden beri o mucize topların döve döve hamurlaştırdığı surların üzerine doğru yüklenen bir insan seli vardı. “Allah Allah” sesleri bir uğultu halinde semâyı kaplıyordu. On binlerce meşalenin sarı aydınlığı üstüne, henüz güneş doğmamıştı. Serdengeçtiler, surların, kalelerin üzerine yalın kılıç atılıyorlardı. Kalelerden, surlardan taş yağıyordu. Ok yağıyordu. Kızgın yağ ve alev alev yanan katran yağıyordu. <span style="color: #ffffff;">http://ufoss.com</span></p>
<p>Sultan Mehmet Han, kahraman ordusuyla ve olanca ağırlığıyla yükleniyordu Bizans surlarının üzerine&#8230; Serdengeçtileri fedaîler, fedaîleri de başıbozuk askerler takip etmişti&#8230;<br />
Tanyeri ağarırken sıra üçüncü safa gelmişti. Üçüncü hücum kolunu, ordunun en seçkin askerleri teşkil etmekteydi.<br />
Bursa&#8217;nın Ulubat köyünden Hasan da vardı bu safın arasında. Ordunun bayraktarıydı. Bir elinde kılıcı, bir elinde sancağı şahlanmıştı&#8230; Ve kulaklarında Sultan Mehmet Han&#8217;ın bir akşam evvel irad ettiği büyük nutkun sözleri tane tane uğulduyordu: <span style="color: #ffffff;">http://ufoss.com</span><br />
– Surlar vakıa bir harabe haline gelmiştir amma, surlar üzerine atılacak yiğitler büyük bir tehlike ile karşılaşacaklardır. Maharetimiz ve cesaretimiz her şeyin üstündedir. Zafer rüzgârı bizden yana esecektir. Konstantiniye bizim olacaktır&#8230;</p>
<p>Bursa&#8217;nın Ulubat köyünden bayraktar Hasan da yaklaşmıştı surların üzerine. İri parmaklarıyla gönderini sımsıkı kavradığı şanlı bayrağı, elindeki o kutsal emaneti mutlaka surların üzerine dikmeyi aklına koymuştu Hasan. Hilâlli sancağın surların üzerinde dalgalandığı anda düşman için her şeyin bitmiş olacağına inanıyordu.<br />
Bir fırsatını buldu Ulubatlı Hasan. Elindeki kılıcını savurarak sur harabeleri üzerine doğru atıldı. Birkaç yiğit de kendisini takip etmişlerdi. Hasan en önde idi. Bir yandan kılıcını sallıyor, bir yandan da hilâlli sancağı gözlerini diktiği burca doğru ulaştırmaya çalışıyordu.<br />
Bu cehennem ateşinin ortasında, koç yiğitler yiğidi Hasan, Eğrikapı tarafındaki burcun üzerine çıkmayı başardı. Sancağı dikti o burcun üzerine. Fakat aynı anda mancınıkla atılan büyük bir taşın ağırlığı altında dizleri üstüne düşüverdi. Doğrulmaya çalıştı. Fakat aynı anda üstüne belki otuz, belki kırk ok birden yağdı. Oracıkta yere yığılıverdi.<br />
Peçevî&#8217;nin ünlü tarihinde “Adem ejderhası” olarak vasıflandırdığı dev cüsseli yiğit Ulubatlı Hasan&#8217;ın diktiği sancak, o anda Bizans&#8217;ın tüm ümidini yitirivermişti. Türkün bayrağı ve yeniçerinin serpuşu artık surların üzerinde idi. Elli üç günlük direnişi kökünden tüketen an gelmişti. Öte yandan sancağın Bizans surları üzerinde dalgalandığını gören Türk askeri coşmuş ve bir ok gibi atılmıştı ileri.</p>
<p>Nihayet Hazret-i Peygamberimizin müjdelediği tarihî ve kutsal an gelip çatmıştı. 23 yaşındaki Sultan Mehmet Han secdeye gelerek Yüce Allah cc şükretti. O andan itibaren genç hükümdar ve kumandan “Fâtih” unvanını da almış oluyordu&#8230;</p>
<p>alıntıdır.__________________</p>
<img src="http://ufoss.com/?ak_action=api_record_view&id=2314&type=feed" alt="" /><h3  class="related_post_title">Benzer Konular</h3><ul class="related_post"><li>Benzer Konu Basligi Bulunamadi</li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ufoss.com/ulubatli-hasan-kimdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ramiz Dayinin efsane, guzel ozlu sozleri-replikleri</title>
		<link>http://ufoss.com/ramiz-dayinin-efsane-guzel-ozlu-sozleri-replikleri/</link>
		<comments>http://ufoss.com/ramiz-dayinin-efsane-guzel-ozlu-sozleri-replikleri/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Mar 2010 16:31:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ufoss</dc:creator>
				<category><![CDATA[Guzel Sozler]]></category>
		<category><![CDATA[Kim Kimdir?]]></category>
		<category><![CDATA[Komik Yazilar]]></category>
		<category><![CDATA[dizi sozleri]]></category>
		<category><![CDATA[efsane sozler]]></category>
		<category><![CDATA[ezel guzel sozler]]></category>
		<category><![CDATA[ezel ramiz dayi]]></category>
		<category><![CDATA[laflar]]></category>
		<category><![CDATA[ozlu sozler]]></category>
		<category><![CDATA[ramiz dayi]]></category>
		<category><![CDATA[Ramiz dayi kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[ramiz dayi laflari]]></category>
		<category><![CDATA[ramiz dayidan inciler]]></category>
		<category><![CDATA[replikler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ufoss.com/?p=2043</guid>
		<description><![CDATA[Ezel dizisinin felsefi sözleriyle ünlü Ramiz Dayısı&#8217;nın o güzel sözlerini sizler için derledik. Eğer birisi seni aldatmışsa bu onun suçudur. Eğer o kişi seni pek çok kere aldatmışsa bu senin suçundur. Hesap görmek, hesap etmekten zordur yeğenim. Değişmek zordur yeğenim ama bazen… Aynı adam olmak daha zordur… Hayat öyle yüklenir ki üstüne durduğun yerde çatır [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ufoss.com/wp-content/uploads/2010/03/ezelramizdayi.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-2044" title="ezelramizdayi" src="http://ufoss.com/wp-content/uploads/2010/03/ezelramizdayi-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Ezel dizisinin felsefi sözleriyle ünlü Ramiz Dayısı&#8217;nın o güzel sözlerini sizler için derledik.</p>
<p>Eğer birisi seni aldatmışsa bu onun suçudur. Eğer o kişi seni pek çok kere aldatmışsa bu senin suçundur.</p>
<p>Hesap görmek, hesap etmekten zordur yeğenim.</p>
<p><span id="more-2043"></span><br />
Değişmek zordur yeğenim ama bazen… Aynı adam olmak daha zordur… Hayat öyle yüklenir ki üstüne durduğun yerde çatır çatır çatırdarsın.<br />
Bazen öyle acır ki için değiştin sanırsın şimdi dersin… Şimdi her şeyi yapabilirim <a href="http://ufoss.com"><span style="color: #ffffff;">http://ufoss.com</span></a></p>
<p>Bazen hayat seni öyle zorlar ki yeğenim yolun başında kimdin… Unutursun&#8230;</p>
<p>Zorunu benden duy yeğenim, herkese yalan söylemen yetmez artık… Bundan böyle bir başına kalsan da artık kendin olamazsın</p>
<p>En karanlık gününde<br />
En çaresiz anında<br />
Kendini ortaya atıyorsan eğer<br />
En umutsuz anında<br />
Kendin için değil<br />
Çocukların için<br />
Kendini çare diye sunuyorsan eğer<br />
Yüreğinde çocuğunun sevgisini tutan<br />
Hiç kimse çaresiz değildir.<br />
Kaderimiz olan aşka değil de aşkıyla kaderimizi değiştirene içelim!</p>
<p>Yapmakla olup bitseydi bu iş,<br />
Hemen yapardım, olup biterdi.<br />
Döktüğüm kanla akıp gitse her şey,<br />
Bir vuruşta sonuna varılsa işin,<br />
Bir anda bu dünyayı olsun kazanıversen,<br />
Zaman denizinin bir kumsalı olan bu dünyayı<br />
Öbür dünyayı gözden çıkarır insan.<br />
Ama bu işlerin daha burada görülüyor hesabı.<br />
Verdiğimiz kanlı dersi alan<br />
Gelip bize veriyor aldığı dersi.<br />
Doğruluğun şaşmaz eli bize sunuyor<br />
İçine zehir döktüğümüz kupayı. <a href="http://ufoss.com"><span style="color: #ffffff;">http://ufoss.com</span></a></p>
<p>Asıl çaresizlik derdin devasız olması değil, birini iyi edecek şeyin diğerinin kadehine zehir olmasıdır.<br />
En iyi soygunlar girerken değil çıkarken bozulur yeğen. Haydutlar öyle iyi planlar ki girmeyi nasıl çıkacaklarını unuturlar. Çıkacaksan hemen çıkacaksın yeğen yoksa çekerler yoksa seni içeri&#8230;</p>
<p>Güvercinin boynundaki o kırmızımtırak tüyler vardır ya, bir kere taktı mı güvercin o tasmayı boynuna başka birisini sevemezmiş, ama bazen fazla sevgiden güvercinler birbirlerini de öldürürlermiş, birbirlerinin gırtlağını deşerlermiş fazla sevgiden, o yüzden o kızıl tasmaya da güvercin gerdanlığı derlermiş.</p>
<p>Madem bu kadar çok sevdiniz birbirinizi bakalım kim takacak o gerdanlığı boynuna&#8230; Madem ikiniz de hasmımsınız artık geldik sınavın son sorusuna. Biriniz ölürse diğeriniz sağ çıkacak buradan, bakalım kim daha çok seviyor diğerini&#8230; Kim takacak o gerdanlığı boynuna&#8230;</p>
<p>Sen ha sen! Görmeyeli çok büyümüşsün eski dost çok! Ben görmeyeli yaşlandım, ufaldım. Ben içerde hüküm giyerken sen dışarda hüküm sürdün. Gerçi ben kötü girdim içeri ama içerde insanı anladım. Sen iyi çocuktun. İyi çocuktun da iyice insanlıktan çıkmışsın. Tamam ben sana kötülük ettim ama şimdi sen baştan aşağıya kötülük olmuşsun. Yani diyeceğim o ki şimdi sen güçlüsün, gençsin, vurup bana beni yere yıkarsın, dua et ki o iş orda bitsin. Çünkü iş orda bitmezse vurup beni yıkamazsan yere boyuna posuna gelmişine geçmişine bakmam bu işi ben başlattım, bitirmeden bırakmam. Bitirmeden bırakmam.</p>
<p>Bazen insan başkasının ruhunu ararken kendi ruhunu teslim eder başkasına.<br />
Her yanım yanım acıyor, gençliğime, halime şu mavi gök mavi deniz uçan kuş işe giden insanlar ipimi çeken cellat on gün on gün</p>
<p>Bazen yeğen işleri yoluna koymak için sıkmayacaksın yumruğunu, açacaksın avucunu avucundakileri savuracaksın havaya. Bekleyeceksin, bekleyeceksin sana geri gelmelerini.</p>
<p>Bir şey yapmadan önce eğer yaparsan sana ne yapacağımı bir düşün önce.<br />
Oysa herkes öldürür sevdiğini,<br />
Kulak verin bu dediklerime,<br />
Kimi bir bakışı ile yapar bunu,<br />
Kimi dalkavukça sözler ile…<br />
Kimi bir bakışıyla yapar bunu,<br />
Kimi dalkavukça sözlerle.<br />
Korkaklar öpücükle öldürür&#8230;<br />
Yürekliler kılıç darbeleriyle.<br />
Kimi gençken öldürür sevdiğini<br />
Kimi yaşlıyken.<br />
Şehvetli ellerle boğar kimi<br />
Kimi altından ellerle<br />
Merhametli kişi bıçak kullanır<br />
Çünkü bıçakla ölen çabuk soğur<br />
Kimi yeterince sevmez kimi fazla sever<br />
Kimi satar; kimi de satın alır<br />
Kimi gözyaşı döker öldürürken<br />
Kimi kılı kıpırdamadan<br />
Çünkü herkes öldürür sevdiğini<br />
Ama herkes öldürdü diye ölmez.<br />
Kendi kanını kendi elleriyle kurutan bir adamım. İşte ben böyle bir adamım. Ömer benim de oğlum o benim son oğlum. Ben ne Allah&#8217;ım ne de Azrail. Ne alabilirim oğlunun canını ne de geri verebilirim sana. Yapamam.</p>
<p>Bu gün bi köprünün tam ortasında durdum, aşağıda alevler, arkamda melek, önümde şeytan, ikisi de aynı soruyu sordu&#8230; Kimsin sen, kimin tarafındasın&#8230;</p>
<p>Aşk mı intikam mı, mahkum mu, cellat mı&#8230; hep ikisinden birini seçmen istendi&#8230; Ama hep bir üçüncü şık var&#8230; O da ateşe atlamak&#8230;</p>
<p>Geçmişe dönmek başka, geçmişi silmek başka. Bir kere aktı mı zamanın içinden suyun yolu değişmez.</p>
<p>Unutma! Bin kere dönsen o güne, bin kere ihanet edecekler sana. Herkes doğasının gereğini yapar. Bin kere ihanet etseler sana çaresi yok bin kere gidersin yanlarına.</p>
<p>“Sadakat erdem değildir aslında sevgiden kör olmaktır, hep kaçtığın şeye eninde sonunda yakalanmaktır sadakat. Yemin etmeden bir daha düşün; çünkü sadakatle başlayan her şey ihanetle biter.”</p>
<p>“Ölüm gibidir sadakat. Bir kere çizgiyi geçtin mi, geri dönüş yoktur.”<br />
Ne kadar değişirsen değiş, Nerede mutlu olduysan hep oraya çevirirsin kafanı.</p>
<p>Portakalı soymadan içinin iyi olup olmadığını anlayamazsın.</p>
<p>Ben her şeyi olan ve kaybedeceği hiçbir şey olmayan insanım.</p>
<p>Savaşmak aslında hasmınla savaşmak değil, sevdiklerinle savaşmaktır.</p>
<p>Savaşırken göremezsin bazı savaşları kazanamazsın artık durmalı ve geri çekilmelisin.</p>
<p>Ezel duy sesimi! Bir kere ihanete uğradın mı anılar sana bataklık olur yeğen, hatırladıkça çekerler seni içeri, hatırladıkça affetmek istersin yeğen; çünkü affetmek unutmak demek, öncesini hatırladıkça sonrasını unutmak istersin, çırpınma boşuna yeğen, o hançer bir kere saplanınca sırtına çıkarmaya kalktıkça iyice kalbine gömersin.<br />
Sadakat ya birine doğru koşmaktır, ya birinden kaçmaktır…<br />
Kadere inanan insan tesadüfe inanmaz. Tesadüfe inanan adamsa kaderini kendi elinde tutamaz.<br />
Hayatın kuralı bu, ne kadar uzağa gidersen git, başladığın yere dönersin sonunda. Ne kadar değişirsen değiş nerede mutlu olduysan hep oraya çevirirsin kafanı. Ne kadar terbiye etsen de susturamazsın içindeki canavarı. Nereye gidersen git şunu unutma. Herkes gün olur evine döner.</p>
<p>Bazen yaşamak için öldürmek zorundasın. Bazen yaşamak için içindeki sevgi seni öldürmeden sen onu öldürmek zorundasın.<br />
İyi niyetli kurbağa akrebe yardım eder. Akıntının ortasında kurbağa sırtında korkunç bir acı hisseder… İkisi de akıntının içine doğru sürüklenirken kurbağa sorar akrebe: “Niye yaptın akrep kardeş? Bak şimdi ikimiz de öleceğiz.” Akrep döner ve şöyle der: “napayım benim huyum bu.”</p>
<p>Sevdiğini korumak için savaşman yetmezse eğer en karanlık çare onun sevgisini öldürmektir. <a href="http://ufoss.com"><span style="color: #ffffff;">http://ufoss.com</span></a></p>
<p>Sevdiğini kurtarmak için en kötü ihtimal, en son yol ona ihanet etmektir.<br />
İnanıyorum söylediğini candan söylediğine. Ama bugünkü karar yarın bozulur çok kez. Kendi kendimize verdiğimiz sözü tutmak en çabuk unuttuğumuz şeydir ne yapsak. Kendi kendimize verdiğimiz sözü tutmak en çabuk unuttuğumuz şeydir ne yapsak. Madem ki bu dünya bile yok olacak bir gün, sevginin bitmesine insan neden üzülsün. Aşk mı kaderi kovalar kader mi aşkı daha kimseler çözemedi bu bilmeceyi.<br />
Seni sınayacaklar yeğen, sana soracaklar. Ne soracaklar yeğen, bir tarafta melek, bir tarafta şeytan ne soracaklar sanırsın ha? Seni sınayacaklar yeğen, sana soracaklar. Artık tereddüte gerek yok, ya ileri gideceksin ya vazgeçeceksin.<br />
Cesurun bakışı korkağın kılıcından keskindir yeğen!<br />
Güç gizden gelir yeğen</p>
<p>Teslim olunmadan sadık olunmaz&#8230;</p>
<p>Sadakat ne menem şeydir bu sadakat? Sadakat sır saklamak mıdır? Sessiz kalmak mıdır? Kıyametin kopacağını bile bile…</p>
<p>Ölüm gibidir sadakat, pazarlığı olmaz. Bir kere çizgiyi geçtin mi yoktur dönüşü… Ne umutlar fısıldarsa fısıldasın sana hayat; çeker gider sadık kalmaz sonunda… Ama kötülük öyle mi hep yanı başındadır insanın.</p>
<p>Sözler verilir, sözler unutulur; gün gelir ihanet eden sadakat ister. Sadaka gibi verilmez sadakat, isteyen hepsini ister. Sevdiğine sadık kalan adam kendinden vazgeçebilen adamdır</p>
<p>Senin yerinden oynatamadığın taşlar var yeğen, ama benim yok!<br />
İki arkadaş çaresi yok biri ölecek</p>
<p>Çünkü yalnızlık ilk gelene keser bileti</p>
<p>Çünkü pusudaki canavar</p>
<p>Tek bir isim fısıldar kulağına, EZEL&#8230;</p>
<p>“Sevdiklerimize çok yakından bakarız. Bu yüzden kusurlarını görmeyiz”.</p>
<p>Ben yalandan mı iyi ettim seni yeğen, yalandan mı çakalların elinden kurtardım? Ben seni yoktan var ettim.</p>
<p>En çok sevdiğim iki insan yanımda gideceksek böyle gidelim yeğen, ha?<br />
Benim oyunumla senin oyunun bir değil kardeş, benim senden alacaklarımı senin bu masaya koymaya cesaretin yok!<br />
Ailenden biri bıraktığında seni ya da sen bıraktığında onu karanlıkta çağırırsınız hala birbirinizi…</p>
<p>Ailenden biri bugün ölecek, çaresi yok, tek bir soru kaldı geriye, kim?<br />
Ne yaparsan yap sen kazanamayacaksın, sen kaybedeceksin, çünkü sen işin başında kaybetmişsin kard</p>
<img src="http://ufoss.com/?ak_action=api_record_view&id=2043&type=feed" alt="" /><h3  class="related_post_title">Benzer Konular</h3><ul class="related_post"><li><a href="http://ufoss.com/100-efsane-guzel-soz/" title="100 efsane guzel söz">100 efsane guzel söz</a></li><li><a href="http://ufoss.com/zekice-cevaplar-laflar/" title="Zekice cevaplar, laflar,sozler">Zekice cevaplar, laflar,sozler</a></li><li><a href="http://ufoss.com/sevdigine-sevgi-dolu-hollandaca-sms-atmak-istermisin/" title=" Sevdigine sevgi dolu Hollandaca sms atmak istermisin :)"> Sevdigine sevgi dolu Hollandaca sms atmak istermisin :)</a></li><li><a href="http://ufoss.com/resimli-guzel-sozler-2/" title="Resimli Guzel sozler #2">Resimli Guzel sozler #2</a></li><li><a href="http://ufoss.com/en-komik-smsler-sozleri/" title="En komik SMS&#8217;ler sozleri">En komik SMS&#8217;ler sozleri</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ufoss.com/ramiz-dayinin-efsane-guzel-ozlu-sozleri-replikleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tugay Kerimoğlu &#8211; İngilizler&#8217;i ayağa kaldıran Türk</title>
		<link>http://ufoss.com/tugay-kerimoglu-ingilizleri-ayaga-kaldiran-turk/</link>
		<comments>http://ufoss.com/tugay-kerimoglu-ingilizleri-ayaga-kaldiran-turk/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 11:39:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ufoss</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kim Kimdir?]]></category>
		<category><![CDATA[Spor Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[hayati]]></category>
		<category><![CDATA[professyonel futbolcu]]></category>
		<category><![CDATA[trabzonspor]]></category>
		<category><![CDATA[tugay kerimoglu]]></category>
		<category><![CDATA[tugay kerimoglu kimdir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ufoss.com/?p=1942</guid>
		<description><![CDATA[Tugay Kerimoğlu denince futbolda akla ilk olarak uzaktan attığı muhteşem goller gelir. Kendine iyi bakması ve profesyonel yaşantısına dikkat etmesi sayesinde uzun yıllar futbol sahalarında kalan Tugay Kerimoğlu, futbol kariyerine son noktayı, 24 Mayıs 2009 tarihinde Blackburn formasıyla West Bromwich&#8217;e karşı oynadığı maçta koydu. Trabzonsporun altyapısından yetişip, profesyonel futbol hayatını Galatasaray&#8217;da devam ettirmiştir. Avrupa kariyerine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><a href="http://ufoss.com/wp-content/uploads/2010/01/tugaykerimoglu.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1945" title="tugaykerimoglu" src="http://ufoss.com/wp-content/uploads/2010/01/tugaykerimoglu-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Tugay Kerimoğlu denince futbolda akla ilk olarak uzaktan attığı muhteşem goller gelir. Kendine iyi bakması ve profesyonel yaşantısına dikkat etmesi sayesinde uzun yıllar futbol sahalarında kalan Tugay Kerimoğlu, futbol kariyerine son noktayı, 24 Mayıs 2009 tarihinde Blackburn formasıyla West Bromwich&#8217;e karşı oynadığı maçta koydu.</em></p>
<p>Trabzonsporun altyapısından yetişip,<span id="more-1942"></span> profesyonel futbol hayatını Galatasaray&#8217;da devam ettirmiştir. Avrupa kariyerine 2000 yılında İskoç kulüp Glasgow Rangers&#8217;a transfer olarak başlamıştır. 2001 yılından bu yana İngiltere&#8217;nin Blackburn Rovers F.C. takımında forma giymektedir. Tugay Blackburn&#8217;den önce İskoçya&#8217;nın Glasgow şehrindeki Rangers F.C. takımında 25 maç oynadı ve üç gol attı. Euro 2000 ve 2002 Dünya Kupası&#8217;nda da milli takımda oynayan Tugay; 2003 yılında; Türkiye Euro 2004&#8242;e katılamaması ile milli takımdan kendi isteğiyle emekli oldu.</p>
<div id="_mcePaste">Tugay genelde orta saha&#8217;da ya defansif ya da oyun kurucu olarak oynamaktadır. İki ayağını da çok iyi kullanabilen Tugay, yerini bulan uzun pasları ve uzaktan attığı isabetli şutları ile tanınır. Tugay&#8217;ın bu enerjisi son iki sezondur sözleşmesinin yenilenmesiyle ödüllendirilmiştir.</div>
<div id="_mcePaste">İlk kez henüz 1987-88 sezonunda henüz 17 yaşında Galatasaray forması giydi. Bu kulüpte 1987&#8242;den 1999&#8242;a kadar oynayan Tugay; 6 kez Türkiye Ligi şampiyonluğu, 4 kez Türkiye Kupası kazandı. Ocak 2000&#8242;de Rangers&#8217;a transfer olan Tugay, burada da İskoçya Ligi şampiyonluğunu ve İskoçya Kupasını kazandı. 2001-02 sezonunda da Blackburn&#8217;e transfer olduğunda da, ilk sezonunda İngiltere Lig Kupasını kazandı.</div>
<div id="_mcePaste">2003-04 sezonunda Blackburn&#8217;ün en iyi futbolcu seçilen Tugay; performansını devam ettirmesiyle 2006-07 sezonunda da Blackburn&#8217;ün en önemli futbolcularından biri olmuştur. 2004 sezonuna kadar da; Galatasaray&#8217;dan eski hocası Graeme Souness&#8217;ın teknik direktörlüğünde çalışmıştır.</div>
<div id="_mcePaste">Blackburn&#8217;deki ilk golünü Blackburn&#8217;un West Ham United&#8217;ı 7-1 yendiği maçta uzaktan bir şutla atan Tugay; ilk maçını da Southampton F.C. karşısında oynadı.</div>
<div id="_mcePaste">Tugay Blackburn Rovers taraftarlarının en beğendiği futbolcular arasında yer alır; velhasıl ilk sezonunda lig kupasını kazanılmasında önemli rol oynamıştır. 2006/07 Uefa Kupası&#8217;nda FC Basel karşısındaki 3-0 lık galibiyette ceza sahası dışından attığı gol ile dikkatleri çeken Tugay; bir kaç maç sonra Tottenham karşısında da benzeri bir gol atmış ve karşılaşmada kırmızı kart görmüştür.</div>
<div id="_mcePaste">Blackburn&#8217;un hocası Mark Hughes; Tugay&#8217;ın yeteneklerine hayran olduğunu belirtmiş ve 2007-08 sezonunda da Tugay&#8217;ı takımında istediğini iletmiştir.</div>
<div id="_mcePaste">Tugay Lucas Neill&#8217;in 2007 yılı başında West Ham United&#8217;a transfer olmasıyla Blackburn&#8217;ün birinci kaptanı olmuştur. Genelde medya&#8217;nın ilgisine karşılık vermez, oldukça iyi bir İngilizcesi ve espri kabiliyeti olmasına rağmen; nadiren söyleşi yapar.</div>
<div id="_mcePaste">2007-2008 sezonunun ardından sözleşmesi 1 yıl daha uzatılmıştır.Oyun stili Fransızların eski yıldız Deschamps&#8217;a benzemektedir.</div>
<div id="_mcePaste">Tugay Kerimoğlu 24 Mayıs 2009 da oynanan Blackburn Rovers&#8217;ın, West Bromwich Albion ile oynadığı sezonun son karşılaşmasında profesyonel futbol hayatına nokta koydu. Blackburn Rovers kulübünün kendi kuralları gereği 10 yıldan az formasını giyen futbolcuya jübile yapmaması nedeniyle sezon sonunda profesyonel futbolu bırakma kararı alan alan Tugay Kerimoğlu&#8217;nun oynadığı son maç, 32 bin kişilik Ewood Park Stadyumu&#8217;nu dolduran futbolseverlerin coşkun sevgi gösterileri sonucunda adeta bir jübileye dönüştü.</div>
<div id="_mcePaste">Blackburn Rovers Kulubü yönetimi tarafından, karşılaşmadan önce stadyumdaki seyircilere, kağıttan yapılmış Tugay maskeleri değıtıldı. Karşılaşmayı izlemeye çoğu Türk bayraklarıyla gelen Blackburn Rovers taraftarları, 8 yıldır takımlarında oynanan Tugay&#8217;a, karşılaşma boyunca Türk bayrakları ve Tugay maskelerini sallayarak veda ettiler.</div>
<div id="_mcePaste">Tugay Kerimoğlu futbol yaşantısına Manchester City FC altyapısında antrenör olarak devam etmektedir.</div>
<div><a href="http://basariliturkler.ufoss.com/index.php/post/21/">http://basariliturkler.ufoss.com/index.php/post/21/</a><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Tugay_Kerimo%C4%9Flu"></p>
<p>http://tr.wikipedia.org/wiki/Tugay_Kerimoğlu</a></div>
<img src="http://ufoss.com/?ak_action=api_record_view&id=1942&type=feed" alt="" /><h3  class="related_post_title">Benzer Konular</h3><ul class="related_post"><li><a href="http://ufoss.com/senol-gunes-ve-fatih-tekkenin-kariyerleri-tehlikede/" title="Senol Gunes ve Fatih Tekkenin kariyerleri tehlikede">Senol Gunes ve Fatih Tekkenin kariyerleri tehlikede</a></li><li><a href="http://ufoss.com/fatih-tekke-trabzonspora-geri-dondu/" title="Fatih Tekke Trabzonspor&#8217;a Geri Dondu !!">Fatih Tekke Trabzonspor&#8217;a Geri Dondu !!</a></li><li><a href="http://ufoss.com/trabzonsporun-bu-duruma-gelisi-ersun-yanalmi-alanzinho/" title="Trabzonsporun bu duruma gelisinin sebebi; Ersun Yanalmi? Alanzinho?">Trabzonsporun bu duruma gelisinin sebebi; Ersun Yanalmi? Alanzinho?</a></li><li><a href="http://ufoss.com/trabzonsporun-rekorlari-ve-basarilari/" title="Trabzonspor&#8217;un Rekorları ve Başarıları">Trabzonspor&#8217;un Rekorları ve Başarıları</a></li><li><a href="http://ufoss.com/duyuru-trabzonspor-ile-yapacagimiz-mahalle-maci-iptal-olmusdur/" title="Duyuru: Trabzonspor ile yapacagimiz mahalle maci iptal olmusdur&#8230;">Duyuru: Trabzonspor ile yapacagimiz mahalle maci iptal olmusdur&#8230;</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ufoss.com/tugay-kerimoglu-ingilizleri-ayaga-kaldiran-turk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kazim Koyuncu Kimdir?</title>
		<link>http://ufoss.com/kazim-koyuncu-kimdir/</link>
		<comments>http://ufoss.com/kazim-koyuncu-kimdir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Jan 2010 15:31:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ufoss</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kim Kimdir?]]></category>
		<category><![CDATA[albumleri]]></category>
		<category><![CDATA[kazim kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[kazim koyun mp3]]></category>
		<category><![CDATA[kazim koyuncu]]></category>
		<category><![CDATA[kazim koyuncu dogum yeri]]></category>
		<category><![CDATA[kazim koyuncunun hayati]]></category>
		<category><![CDATA[koyuncu kimdir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ufoss.com/?p=1906</guid>
		<description><![CDATA[Karadeniz müziği Anadolu Rock nitelikli müziğe inanlar önemli bir ismi en verimli olabileceği dönemde yitirdi. Otuz üç yaşındaydı Koyuncu; yıllardır müziğin içinde olmasına karşın 2000&#8242;li yıllarda Gülbeyaz Sultan Makamı gibi televizyon dizilerine yazdığı müziklerle ünlenmişti. Karadeniz&#8217;in hırçın çocuğu diyorlardı ona; demokrasi adına atılan bir çok adımda müziğiyle fikirleriyle yer alıyor; Fırtına Deresi&#8217;ne yapılacak santrali protestodan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="_mcePaste"><a href="http://ufoss.com/wp-content/uploads/2010/01/kazim_koyuncu_sahnede.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1907" title="kazim_koyuncu_sahnede" src="http://ufoss.com/wp-content/uploads/2010/01/kazim_koyuncu_sahnede-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Karadeniz müziği Anadolu Rock nitelikli müziğe inanlar önemli bir ismi en verimli olabileceği dönemde yitirdi. Otuz üç yaşındaydı Koyuncu; yıllardır müziğin içinde olmasına karşın 2000&#8242;li yıllarda Gülbeyaz Sultan Makamı <span id="more-1906"></span>gibi televizyon dizilerine yazdığı müziklerle ünlenmişti.</div>
<div id="_mcePaste">Karadeniz&#8217;in hırçın çocuğu diyorlardı ona; demokrasi adına atılan bir çok adımda müziğiyle fikirleriyle yer alıyor; Fırtına Deresi&#8217;ne yapılacak santrali protestodan insan hakları ihlallerine karşı çıkmaya kadar bir dolu etkinliğe destek veriyordu.&lt;</div>
<div id="_mcePaste">Müzikte de birkaç halk müziği sanatçısının tekelinde kalmış Karadeniz bölgesinin müziğini evrensel normlarda yayımlamayı deneyerek önemli çıkış yapmıştı.</div>
<div id="_mcePaste">1972 Artvin/Hopa doğumlu Koyuncu yirmi yaşında Dinmeyen adlı müzik grubu&#8217;na katılmış 1993&#8242;de Mehmedali Barış Beşli ile Lazca müzik yapmak amacıyla Şuku grubunu kurmuştu. İki arkadaş bir yıl sonra aralarına İlhan Karahan ve Metin Kalaç&#8217;ı da alarak grubun adını Zuğaşi Berepe ( Çocukları) dönüştürmüş ve 1995 başında Va Mişkunan (Bilmiyoruz) albümüyle Lazca rockın ilk örneğini vermişti. Lazcayı yaşatmak amacıyla Lazca rock yapıyorlardı. Plak şirketleri ise bu soundu &#8216;Soft Laz Rock&#8217; diye tanımlıyordu.</div>
<div id="_mcePaste">O günlerde grup elemanları Lazca dilinin yaşatılmasına rock yoluyla katkıda bulunmayı amaçladıklarını rock müzikteki dinamizmle yöre insanının enerjisinin örtüştüğünü görünce heyecanlandıklarını anlatıyor Lazca&#8217;nın rockın sert söyleyişine de uygun olduğunu belirtiyorlardı.</div>
<div id="_mcePaste">Dört yıl içinde Zuğaşi Berepe kamuoyuna pek yansımasa da önemli işler yaptı ve konserlerle hedefini gerçekleştirmeye çalıştı. Bu etkinliklerden Brüksel konseri sırasında canlı kayıt edilen parçaları kısıtlı sayıda bastırdıkları Bruxel Live (1998) adlı albümde bir araya getirdiler.</div>
<div id="_mcePaste">Gruptaki eleman sayısı arttıkça müzikal yapı da güçlenmişti. Kazım Koyuncu (vokal akustik gitar) Cafer İşleyen (bass vurmalılar flüt) Gürsoy Tanç (elektrikli gitar) Uğurcan Sezen (klavye) Zülküfil Murat Dilek (davul) Metin Kalaç (kayıt) Lazcayı yaşatmanın yanında aşk şarkılarına katılan sert söylemli yapıtlar ve modern rock anlayışı üzerine oluşturdukları çizgiyle de kabul görmeye başlamışlardı.</div>
<div id="_mcePaste">Zuğaşi Berepe Va Mişkunan albümünden dört yıl sonra İgzas (Gidiyor) adlı albümüyle bu çabayı listelere taşıdı. Yedi Lazca bir Hemşince bir de Türkçe sözlü parçadan oluşan albümün müzikal zenginliği rockın çeşitli tonları arasında akıllıca gidip gelen sounduyla 1998&#8242;in en iyi yerli yapıtlarından biri oldu. Lazca&#8217;nın öne çıktığı kültürel bir misyonun yanında sıkı bir rock albümü özelliği de taşıyordu İgzas (Parçaların Türkçe anlamları kapakta verilmişti). Bu albümde Kazım Koyuncu (vokal gitar) Cafer İşleyen (bass vurmalılar flüt) Gürsoy Tanç (gitar) Uğurcan Sezen (tuşlular) Zülfikil Murat Dilek (davul) Mahmut Turan (tulum) Metin Kalaç (kayıt) Mehmedali Barış Beşli&#8217;den (vokal) oluşan grubun doğayı katledecek Çamlıhemşin&#8217;deki Fırtına Deresi&#8217;nin üzerine yapılacak santrale karşı kampanyayı desteklemesi de İgzas&#8217;ın diğer bir özelliğiydi.</div>
<div id="_mcePaste">Grup 2000&#8242;lerin başında dağılınca kuruculardan Kazım Koyuncu yoluna tek başına devam etmeyi kararlaştırdı ve solo albümleri Viya (2002) ile Hayde&#8217;yi (2004) yayımladı. Anadolu Rock&#8217;a kayan soundla ürettiği müziği kısa sürede büyük ilgi görüp yaptıkları geniş kitlelere tam ulaşmaya başlamıştı ki hastalandı Koyuncu. Akciğer kanserine yakalanmıştı.</div>
<div id="_mcePaste">Pes etmiyordu; tedaviyi sürdürürken Trabzonspor için marş bile yazmıştı. Ancak günden güne direnci zayıflıyordu; adına düzenlenen konsere çıkamamıştı. Sonunda 25 Haziran tarihinde ajanslardan şöyle bir başlık düştü: &#8216;Karadeniz&#8217;in genç sesi sustu&#8217;</div>
<div id="_mcePaste">Mekanı Cennet Olsun. Çok içtenlikle söylüyorum böyle adam zor gelir.</div>
<p>Karadeniz müziği Anadolu Rock nitelikli müziğe inanlar önemli bir ismi en verimli olabileceği dönemde yitirdi. Otuz üç yaşındaydı Koyuncu; yıllardır müziğin içinde olmasına karşın 2000&#8242;li yıllarda Gülbeyaz Sultan Makamı gibi televizyon dizilerine yazdığı müziklerle ünlenmişti. Karadeniz&#8217;in hırçın çocuğu diyorlardı ona; demokrasi adına atılan bir çok adımda müziğiyle fikirleriyle yer alıyor; Fırtına Deresi&#8217;ne yapılacak santrali protestodan insan hakları ihlallerine karşı çıkmaya kadar bir dolu etkinliğe destek veriyordu. Müzikte de birkaç halk müziği sanatçısının tekelinde kalmış Karadeniz bölgesinin müziğini evrensel normlarda yayımlamayı deneyerek önemli çıkış yapmıştı. 1972 Artvin/Hopa doğumlu Koyuncu yirmi yaşında Dinmeyen adlı müzik grubu&#8217;na katılmış 1993&#8242;de Mehmedali Barış Beşli ile Lazca müzik yapmak amacıyla Şuku grubunu kurmuştu. İki arkadaş bir yıl sonra aralarına İlhan Karahan ve Metin Kalaç&#8217;ı da alarak grubun adını Zuğaşi Berepe ( Çocukları) dönüştürmüş ve 1995 başında Va Mişkunan (Bilmiyoruz) albümüyle Lazca rockın ilk örneğini vermişti. Lazcayı yaşatmak amacıyla Lazca rock yapıyorlardı. Plak şirketleri ise bu soundu &#8216;Soft Laz Rock&#8217; diye tanımlıyordu.  O günlerde grup elemanları Lazca dilinin yaşatılmasına rock yoluyla katkıda bulunmayı amaçladıklarını rock müzikteki dinamizmle yöre insanının enerjisinin örtüştüğünü görünce heyecanlandıklarını anlatıyor Lazca&#8217;nın rockın sert söyleyişine de uygun olduğunu belirtiyorlardı. Dört yıl içinde Zuğaşi Berepe kamuoyuna pek yansımasa da önemli işler yaptı ve konserlerle hedefini gerçekleştirmeye çalıştı. Bu etkinliklerden Brüksel konseri sırasında canlı kayıt edilen parçaları kısıtlı sayıda bastırdıkları Bruxel Live (1998) adlı albümde bir araya getirdiler. Gruptaki eleman sayısı arttıkça müzikal yapı da güçlenmişti. Kazım Koyuncu (vokal akustik gitar) Cafer İşleyen (bass vurmalılar flüt) Gürsoy Tanç (elektrikli gitar) Uğurcan Sezen (klavye) Zülküfil Murat Dilek (davul) Metin Kalaç (kayıt) Lazcayı yaşatmanın yanında aşk şarkılarına katılan sert söylemli yapıtlar ve modern rock anlayışı üzerine oluşturdukları çizgiyle de kabul görmeye başlamışlardı. Zuğaşi Berepe Va Mişkunan albümünden dört yıl sonra İgzas (Gidiyor) adlı albümüyle bu çabayı listelere taşıdı. Yedi Lazca bir Hemşince bir de Türkçe sözlü parçadan oluşan albümün müzikal zenginliği rockın çeşitli tonları arasında akıllıca gidip gelen sounduyla 1998&#8242;in en iyi yerli yapıtlarından biri oldu. Lazca&#8217;nın öne çıktığı kültürel bir misyonun yanında sıkı bir rock albümü özelliği de taşıyordu İgzas (Parçaların Türkçe anlamları kapakta verilmişti). Bu albümde Kazım Koyuncu (vokal gitar) Cafer İşleyen (bass vurmalılar flüt) Gürsoy Tanç (gitar) Uğurcan Sezen (tuşlular) Zülfikil Murat Dilek (davul) Mahmut Turan (tulum) Metin Kalaç (kayıt) Mehmedali Barış Beşli&#8217;den (vokal) oluşan grubun doğayı katledecek Çamlıhemşin&#8217;deki Fırtına Deresi&#8217;nin üzerine yapılacak santrale karşı kampanyayı desteklemesi de İgzas&#8217;ın diğer bir özelliğiydi. Grup 2000&#8242;lerin başında dağılınca kuruculardan Kazım Koyuncu yoluna tek başına devam etmeyi kararlaştırdı ve solo albümleri Viya (2002) ile Hayde&#8217;yi (2004) yayımladı. Anadolu Rock&#8217;a kayan soundla ürettiği müziği kısa sürede büyük ilgi görüp yaptıkları geniş kitlelere tam ulaşmaya başlamıştı ki hastalandı Koyuncu. Akciğer kanserine yakalanmıştı. Pes etmiyordu; tedaviyi sürdürürken Trabzonspor için marş bile yazmıştı. Ancak günden güne direnci zayıflıyordu; adına düzenlenen konsere çıkamamıştı. Sonunda 25 Haziran tarihinde ajanslardan şöyle bir başlık düştü: &#8216;Karadeniz&#8217;in genç sesi sustu&#8217; Mekanı Cennet Olsun. Çok içtenlikle söylüyorum böyle adam zor gelir.</p>
<p><strong>Albümleri</strong></p>
<p><strong>Viya(2001)</strong></p>
<p>1-Koçari ( Söz-Müzik:Anonim )</p>
<p>2-DomiVamis/Yokluk  (Söz-Müzik:Anonim)</p>
<p>3-Ou Nana  (Söz-Müzik:Megrel Halk Şarkısı)</p>
<p>4-Nçaiş Birapa(He Yana)/Çayın Şarkısı (Söz-Müzik:Xasan Helimişi)</p>
<p>5-Didou Nana (Söz-Müzik:Megrel Halk Şarkısı)</p>
<p>6-Ka Tun Mita Xendasoç/Kız Sen Yaşamayasın (Söz-Müzik:Hemşin Halk Şarkısı)</p>
<p>7-Hey Gidi Karadeniz  (Söz-Müzik:Anonim)</p>
<p>8-Gyuli Çkimi/Benim Gülüm (Söz-Müzik:Anonim)</p>
<p>9-Sarpi Moleni/Sarp&#8217;ın Ötesi  (Söz-Müzik:Xasan Helimişi)</p>
<p>10-Ateşlerde  (Söz-Müzik:İlhan Yabantaş)</p>
<p>11-Ben  (Söz-Müzik:İlhan Yabantaş-İrfan Ünsal)</p>
<p><strong>Hayde(2004)</strong></p>
<p>1-Gülbeyaz/Enstrümantal (Müzik:Kazım Koyuncu)</p>
<p>2-Ben Seni Sevduğumi (Söz-Müzik:Maçkalı Hasan Tunç)</p>
<p>3-Narino (Söz-Müzik:Mustafa Sırtlı)</p>
<p>4-Ella Ella/Allah Allah (Söz-Müzik:Hemşin Halk Şarkısı)</p>
<p>5-3ira/Tsira (Söz:Anonim Müzik:İ.Bobohidze)</p>
<p>6-Uy Aha/Enstrümantal (Müzik:Kazım Koyuncu Düz Horon,Anonim)</p>
<p>7-Gelevera Deresi (Söz-Müzik:Anonim)</p>
<p>8-Potpori/Horonlar (Söz-Müzik:Anonim Laz Halk Şarkıları)</p>
<p>9-Asiye (Söz-Müzik:Ömer Akpınar)</p>
<p>10-Fadime (Söz-Müzik:Anonim)</p>
<p>11-Denizde Kararti Var (Söz-Müzik:Anonim)</p>
<p>12-Hayde (Söz-Müzik:Anonim Rize,Pazar)</p>
<p>13-Selimina (Söz: Harun Bölükbaşı Müzik:Selim Bölükbaşı)</p>
<p>14-Moxevis Kalo/Hevili Kadın (Söz-Müzik:Gürcü Halk Şarkısı)</p>
<p>15-Ben Seni Sevduğumi(Tv Mix)</p>
<p><strong>Dünyada Bir Yerdeyim(2006)</strong></p>
<p>1-Hoşçakal (Söz:Barış Pirhasan Müzik:Kazım Koyuncu,Kemal Sahir Güler)</p>
<p>2-Yalnızlığı Anla (Söz:Bora Ebeoğlu Müzik:Tarık Sezer)</p>
<p>3-Askıda Yaşamak (Söz:Atilla İlhan  Müzik:Kazım Koyuncu)</p>
<p>4-Dünyada Bir Yerdeyim (Söz:Ali Elver,Kazım Koyuncu  Müzik:Kazım Koyuncu)</p>
<p>5-Anılar Düştü Peşime (Söz-Müzik:İlhan Yabantaş)</p>
<p>6-Yine Burada (Söz-Müzik:İlhan Yabantaş)</p>
<p>7-Sürgün Başlar (Söz:Serkan Tuğ,Arzu Görücü Ceylan  Müzik:Serkan Tuğ)</p>
<p>8-Ayrılık Şarkısı (Söz:Mehmet Çetin Müzik:Hüsamettin Küçük)</p>
<p>9-Hayat (Söz-Müzik:Tunay Bozyiğit)</p>
<p>10-Le Le Le/Enstrümantal  (Müzik:Kazım Koyuncu)</p>
<p>Konser Kayıtları;</p>
<p>11-Divane Aşık (Söz-Müzik:Maçkalı Hasan Tunç)</p>
<p>12-Anam Deyiki Bana (Söz-Müzik:Coşkun Arslan)</p>
<p>13-Yenge Kızı,Tabancamın Sapuni (Anonim)</p>
<p>14-Kız Ne Ağlayisun,Oy Oy Güzelum (Oy oy Güzelum Söz-Müzik:Gökhan Birben)</p>
<p>15-Didou Nana (Megrel Halk Şarkısı)</p>
<img src="http://ufoss.com/?ak_action=api_record_view&id=1906&type=feed" alt="" /><h3  class="related_post_title">Benzer Konular</h3><ul class="related_post"><li>Benzer Konu Basligi Bulunamadi</li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ufoss.com/kazim-koyuncu-kimdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mimar Sinan Olum Yildonumu</title>
		<link>http://ufoss.com/mimar-sinan-olum-yildonumu/</link>
		<comments>http://ufoss.com/mimar-sinan-olum-yildonumu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Apr 2009 09:25:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ufoss</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kim Kimdir?]]></category>
		<category><![CDATA[Mimar Sinan]]></category>
		<category><![CDATA[mimar sinan kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Mimar sinan olum yildonumu]]></category>
		<category><![CDATA[Mimar sinanin dogum yili]]></category>
		<category><![CDATA[Mimar Sinanin Eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[mimar sinanin hayati]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ufoss.com/?p=1059</guid>
		<description><![CDATA[Ardında bıraktığı eserlerle tartışmasız dünyada gelmiş geçmiş en büyük mimarların biri olan Mimar Sinan, ölümünün 421. yılında anılıyor. Mimar Sinan, ölümünün 421. yılında Süleymaniye&#8217;de bulunan türbesi başında anıldı. Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi tarafından düzenlenen anma töreninde konuşan Şube Başkanı Eyüp Muhçu, Sinan&#8217;ın eserlerinin yok sayılmak istendiğini dile getirerek, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti çerçevesinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ufoss.com/wp-content/uploads/2009/04/mimarsinan09.gif"><img class="alignleft size-full wp-image-1060" title="mimarsinan09" src="http://ufoss.com/wp-content/uploads/2009/04/mimarsinan09.gif" alt="mimarsinan09" width="291" height="130" /></a>Ardında bıraktığı eserlerle tartışmasız dünyada gelmiş geçmiş en büyük mimarların biri olan Mimar Sinan, ölümünün 421. yılında anılıyor.</p>
<p>Mimar Sinan, ölümünün 421. yılında Süleymaniye&#8217;de bulunan türbesi başında anıldı.</p>
<p>Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi tarafından düzenlenen anma töreninde konuşan Şube Başkanı Eyüp Muhçu, Sinan&#8217;ın eserlerinin yok sayılmak istendiğini dile getirerek, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti çerçevesinde de Sinan&#8217;ın eserlerinin ele alınmadığını belirtti.<span id="more-1059"></span></p>
<p>Mimar Sinan&#8217;ın doğduğu Kayseri&#8217;nin Ağırnas Belediyesi eski Başkanı Mehmet Osman Başoğlu da Sinan&#8217;ın vasiyetine işaret ederek, buna göre evinin bahçesine gömüldüğünü söyledi.</p>
<p>&#8221;Bugün Sinan&#8217;ın burada ne evi var, ne de bahçesi. Sinan&#8217;a yakışır bir türbe ve çevre yapılmasını temenni ediyorum&#8221; diyen Başoğlu, anma törenine bir mimar olan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş&#8217;ın katılmamasını eleştirdi.</p>
<p>Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Zeki Sönmez de türbenin Sinan&#8217;ın evinin bahçesinde bulunduğunu, ama evinin artık olmadığını ifade ederek, &#8221;Yapılması gereken şey, burada Mimar Sinan Müzesi kurmak ve Sinan&#8217;ın evini ihya etmektir&#8221; dedi.</p>
<p>Mimar Sinan&#8217;ın gerçek bir sanat dahisi olduğunu ifade eden Prof. Dr. Sönmez, &#8221;Sinan, dünyada gelmiş geçmiş en iyi mimar ve sanatçıdır&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Tarihi Kentler Birliği adına konuşan Oktay Ekinci de Sinan&#8217;ın bir kamu mimarı olduğunu kaydederek, &#8221;Yani Sinan kamunun, devletin yarattığı bir dehadır&#8221; dedi.</p>
<p>Katılımcılar, törende daha sonra Sinan&#8217;ın türbesini gezerek, çiçek bıraktı ve dua etti. <span style="color: #ffffff;">http://ufoss.com</span></p>
<p>MİMAR SİNAN, ÖLÜMÜNÜN 421. YILINDA İZMİR&#8217;DE DE ANILDI</p>
<p>Mimar Sinan, 421. ölüm yıl dönümünde TMMOB Mimarlar Odası İzmir Şubesi tarafından düzenlenen etkinlikle anıldı.</p>
<p>TMMOB Mimarlar Odası İzmir Şubesi yönetim kurulu üyeleri ve Mimar Sinan İlköğretim Okulu öğrencilerinin katıldığı törende, Konak&#8217;taki Mimar Sinan Anıtı&#8217;na çelenk konularak saygı duruşunda bulunuldu.</p>
<p>Mimarlar Odası İzmir Şubesi Başkanı Hasan Topal, törende yaptığı konuşmada, Mimar Sinan&#8217;ın üstlendiği rolle, Türk toplumunun ortak bilinci ve var oluşunun simgelerinden biri olduğunu belirtti.</p>
<p>Yapıtlarıyla yaşadığı dönemde kentlerin oluşumlarını yönlendiren Mimar Sinan&#8217;ın ölümünden yüzyıllar sonra bile bugünkü Türk mimarlığına model oluşturmaya devam ettiğini, ancak bunun büyük ölçüde salt kopyalamadan öteye gitmediğini ifade eden Topal, ilerleme ve gelişme tutkusundan yoksun bir tasarım ve çevre anlayışının, kentleri yaşanması zor, sıkışık yapı yığınları haline dönüştürdüğünü kaydetti.</p>
<p>Topal, Mimar Sinan&#8217;ın öğretisinin kopyalamayı değil, anlamayı, yorumlamayı ve geliştirmeyi vurguladığına işaret ederek, şöyle konuştu:</p>
<p>&#8221;Sinan&#8217;ın varlığı ile küresel ölçekte zenginleşen ulusal mimarlık kent ve çevre kültürümüzün, ondan 500 yıl sonra cahil ve popülist bir vahşi rant anlayışıyla yok edilmesine göz yummaya hakkımız olmamalıdır. Mimar ve şehircilerimizin olduğu kadar halkımızın da Sinan&#8217;dan hala öğrenebileceği çok şey var. Onun, meslek, çevre ve insan sevgisiyle oluşturduğu, araştırarak, öğrenerek ve kendini yenileyerek mükemmele erişme ilkesi, ancak toplumsal kültürümüzün uyulması gereken vazgeçilmez ana kuralı olarak saptandığı zaman kentlerimizde daha akılcı, daha insancıl, toplumla daha uyumlu ve nitelikli yaşam çevreleri oluşturulabilecektir.&#8221;</p>
<p>MİMAR SİNAN, DOĞUM YERİ OLAN KAYSERİ&#8217;NİN AĞIRNAS BELDESİNDE ANILDI</p>
<p>Mimar Sinan, ölümünün 421. yıl dönümünde, doğum yeri olan Kayseri&#8217;nin Ağırnas beldesinde anıldı.</p>
<p>MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Kayseri Milletvekili Sebahattin Çakmakoğlu, belde meydanında düzenlenen törende yaptığı konuşmada, 99 yıl yaşayan Mimar Sinan&#8217;ın, Osmanlı Devleti&#8217;nin 3 büyük padişahına 40 yıl baş mimarlık yaptığını anlattı.</p>
<p>Mimar Sinan&#8217;ın eserlerinin büyük bir coğrafyaya yayıldığını ifade eden Çakmakoğlu, &#8221;Mimar Sinan, Kanuni Sultan Süleyman, 2. Selim ve 3. Murat döneminin baş mimarıydı. Sayısı 464&#8242;ü bulan eserleriyle bu yıllara kadar yaşamış Mimar Sinan&#8217;ın evlatları olarak ne kadar övünsek azdır. Gençlerimizi, öğrencilerimizi bunları öğreterek yetiştirmenin boynumuzun borcu olduğunu düşünerek çalışmalarımızı ona göre yönlendirmeliyiz&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Çakmakoğlu, Mimar Sinan&#8217;ın Süleymaniye Camii&#8217;nin temelini kazdıktan sonra inşaatın sağlıklı olması için 5 yıl beklediğini anımsatarak, bugün olduğu gibi demirinden çalınan, çimentosu az kullanılan, kısa zamanda bitiriyor görüntüsü verilen binaların içinde yaşanılan bir Türkiye&#8217;yi hatırlatmayı bile fazladan bulduğunu kaydetti.</p>
<p>Melikgazi Kaymakamı Nusret Dirim de Mimar Sinan&#8217;ın dünya çapında bir usta olduğunu belirterek, bu nedenle anma etkinliklerinin de dünya çapında yapılması gerektiğine işaret etti.<span style="color: #ffffff;"> http://ufoss.com</span></p>
<p>Ağırnas Belediye Başkanı İsmail Mete ise Mimar Sinan&#8217;ın kendilerine bıraktığı eserleri ayakta tutabilmek ve O&#8217;na layık olabilmek için ellerinden geleni yaptıklarını söyledi.</p>
<p>Dünyaya malolan Mimar Sinan&#8217;ın torunları olmaktan onur ve gurur duyduklarını dile getiren Mete, Mimar Sinan&#8217;ı rahmetle ve minnetle andıklarını belirtti.</p>
<p>Törende, halk oyunları ekipleri gösteriler yaptı, yöresel &#8221;Sinsin&#8221; oyunu oynandı, şair Hasan Özcan, Mimar Sinan için yazdığı şiiri okudu.</p>
<p>Törene, Vali Yardımcısı Ali Mantı, Melikgazi İlçe Mili Eğitim Müdürü Mustafa Dikmen, Bünyan Belediye Başkanı Mehmet Özmen, Kayseri Ticaret Odası Meclis Başkanı Bekir Adıyaman, MHP İl Başkanı Süleyman Korkmaz, CHP İl Başkanı Enver Özdemir ve vatandaşlar katıldı.</p>
<p>Törene katılanlar, Mimar Sinan&#8217;ın doğduğu evi de gezdiler.</p>
<p>MİMAR SİNAN&#8217;IN HAYATI</p>
<p>Mimar Sinan&#8217;ın hayatı ve eserleri hakkında kendisinden dinledikleri ile “aaakiretü&#8217;l-ebniye” isimli manzum bir eser kaleme alan arkadaşı Nakkaş Sai Mustafa Çelebi&#8217;ye göre O Yavuz Sultan Selim döneminde Kayseri&#8217;den devşirme (askerlik için gayri Müslimlerden 12-18 yaş arasında belli kanun ve usûllere göre çocuk toplama) olarak Osmanlı Ordu mektebi olan Acemi Oğlanlar Ocağına alınmıştır.</p>
<p>Süleymaniye Camii bahçesinin köşesinde bulunan mezarının taşında 1588 yılında yüz yaşını aşkın olarak vefat ettiği yazıldığına göre Sinan miladi 1590&#8242;lar civarında doğmuş olmalıdır. Mimar Sinan&#8217;ın hayatının sonuna doğru tanzim ettirdiği vakifeyisinde Kayseri&#8217;deki akrabaları zikredildiği gibi 1574 tarihli bir padişah hükmünde o zaman Hassa Mimarları Başı olan Sinan&#8217;ın mensup olduğu Kayseri&#8217;nin Ağırnas Köyü&#8217;nün yanında bulunan Kiçi Bürüngüz (Küçük Bürüngüz) ve Üskübü (şimdiki adı Subaşı) köylerinden Kıbrıs&#8217;ın fethi üzerine (1571) buraya sürgün edilen akrabalarından bahis bulunmaktadır.</p>
<p>Mimar Sinan&#8217;ın Kayseri&#8217;li olduğu bu şekilde iyice belli olduktan sonra onun doğum yeri olarak Vakfiyesinde çeşme yaptırdığını belirttiği yukarıda bahsi geçen Ağırnas Köyü kabul edilmektedir.</p>
<p>Osmanlı Devleti&#8217;nde bu devirde devşirmelerin gayr-i Müslimlerden alındığı usûlünden hareketle Sinan&#8217;ın aslının bilhassa Ermeni olduğuna dair bir kısım asılsız iddialarda bulunulmuştur. Bunun mümkün olmadığı Prof. Dr. Nejat Göyünç&#8217;ün Mimar Sinan&#8217;ın aslı hakkındaki araştırması ile ortaya konmuştur. Tahrirlerden görülen ailesi ve çevresindeki Türkçe isimlerden Türk asıllı olması kuvvetle muhtemel olan Sinan&#8217;ın böyle olmaması halinde bile Türk-Osmanlı eğitimi ve kültürü altında büyük bir deha olarak yetişmiş olması onun menşeinin araştırılmasını gereksiz kılmaktadır.</p>
<p>Sinan Yavuz Sultan Selim&#8217;in saltanatına rastlayan yıllarda (1512-1521) O&#8217;nun İran ve Mısır seferine katılmıştır. Kanuni Sultan Süleyman&#8217;ın ilk yıllarında vuku bulan Belgrad Seferine (1521) Osmanlı askerî sisteminde Acemi Ocağından sonra gelen Yeniçeri Ocağına giren Sinan Yeniçeri olarak iştirak etmiştir. Bundan sonra sırası ile Kanuni&#8217;nin Rodos Mohaç Viyana Iraaaan Korfu Pulya ve Boğdan seferlerine katılmış ve askerî rütbesi de buna paralel olarak artmıştır</p>
<p>Sinan bu seferler esnasında büyük bir ihtimalle Kayseri&#8217;deki ailesinden gelen yapı ustalığı kabiliyet ve tecrübesini yeni gördüğü yapıları inceleyerek geliştirmiş ve kendisine mimarlık dışında bir yol çizmiştir. O&#8217;nun bu meğil ve kabiliyetini gören amirleri de herhalde bu döneminde askerî görevlerinin yanında O&#8217;na bu sahada bir kısım işler vermişlerdir.</p>
<p>Sinan Hassa mimarlarının başı olmadan orduda görevli iken sefer aralarında muhtelif binalar yapmağa mimarlık dalında tek başına kendini ortaya koymaya başlamıştır. Daha 1530-31 1532-33 ve 1533-34 yıllarında İstanbul&#8217;da bir kısım camii ve mescidin inşaatını gerçekleştirdiğini görmekteyiz. O nihayet Mimarbaşı Acem Ali&#8217;nin 1538 yılında vefatı üzerine ikinci vezir Damat Lütfi Paşa&#8217;nın tavsiyesi ile bu makama getirilmiştir.</p>
<p>Ve hemen İstanbul&#8217;da Hurrem Sultan Mihrimah Sultan ve 1548 yılında da Osmanlı-İslâm mimarisinin dönüm noktası olan Şehzade Camii ve külliyesinin yapımına muvaffak olmuştur. O bundan sonra 1588 yılındaki ölümüne kadar 40 yıllık mimarbaşılık hayatı içerisinde irili ufaklı yüzlerce eseri bu arada 1550-1557 yılları arasında da İstanbul Süleymaniye külliyesini yapmıştır. 1568 de başladığı ve kendisinin de en büyük eseri olarak vasıflandırdığı Edirne Selimiye Camii ve Külliyesi 1547 yılında 84 yaşında iken tamamlanmıştır.</p>
<p>Hayatının sonlarında 1579 Atik Valide1580 &#8216;de Üsküdar Şemsi Ahmet Paşa Tophane Kılıç Ali Paşa ve Eyüp Zal Mahmut Paşa Camii ve külliyelerini 1583 &#8216;te İstanbul Kılıç Ali Paşa Hamamı Manisa Muradiye Külliyesi 1584&#8242;te yine İstanbul&#8217;da Mehmet Ağa Mesih Paşa ve Nişancı Camileri ve 1586 ve 1587&#8242;de de büyük bir ihtimalle Kılıç Ali Paşa Türbesi&#8217;ni yaptırmıştır.</p>
<p>Kayseri&#8217;de Kurşunlu (Hacı Ahmet Paşa) Camii de hayatının bu son döneminde yapmış olan Sinan o devirde nadir görülecek yüzyıl civarındaki bütün ömrünü bu şekilde resmî görevde ve imar faaliyetlerinde geçirmiş daha doğrusu devrinin idaresi kendisini takdir edip sonuna kadar kendisini bu görevden mahrum bırakmamıştır. Sinan bugünkü gibi yaş haddinden emekli yapılsa idi ne Selimiye ve ne de bu dönemde yapılmış diğer eserler yapılabilirdi. Zikredildiği üzere Sinan Süleymaniye Külliyesine sıkıştırdığı mütevazi mezarının taşına göre 1588 (H. 996) yılında vefat etmiştir.</p>
<p>MİMAR SİNAN&#8217;IN ESERLERİ</p>
<p>Camiler</p>
<p>İstanbul Süleymâniye Câmii,<br />
İstanbul Şehzâdebaşı Câmii,<br />
Haseki Hürrem Câmii,<br />
Mihrimah Sultan Camii (Edirnekapı’da),<br />
Osman Şah Vâlidesi Câmii (Aksaray’da),<br />
Sultan Bâyezîd Kızı Câmii (Yenibahçe’de),<br />
Ahmed Paşa Câmii (Topkapı’da),<br />
Rüstem Paşa Câmii (Tahtakale’de),<br />
Mehmed Paşa (Sokullu) Câmii (Kadırga Limanında),<br />
İbrâhim Paşa Câmii (Silivrikapı’da),<br />
Bâli Paşa Câmii (Hüsrev Paşa Türbesi yakınında,<br />
Hacı Evhad Câmii (Yedikule yakınında),<br />
Kazasker Abdurrahmân Çelebi Câmii (Molla Gürânî’de),<br />
Mahmûd Ağa Câmii (Ahırkapı yakınında),<br />
Odabaşı Câmii (Yenikapı yakınında),<br />
Hoca Hüsrev Câmii (Kocamustafapaşa’da),<br />
Hamâmî Hâtun Câmii (Sulumanastır’da),<br />
Defterdar Süleymân Çelebi Câmii (Üsküplü Çeşmesi yakınında),<br />
Ferruh Kethüdâ Câmii (Balat Kapısı içinde),<br />
Yunus Bey Câmii (Balat’ta),<br />
Hürrem Çavuş Câmii (Yenibahçe yakınında),<br />
Sinan Ağa Câmii (Kâdı Çeşmesi yakınında),<br />
Ahî Çelebi Câmii (İzmir İskelesi yakınında),<br />
Süleymân Subaşı Câmii (Unkapanı’nda),<br />
Zâl Mahmûd Paşa Câmii (Eyüp’te),<br />
Nişancı Paşa Çelebi Câmii (Kiremitlik’te),<br />
Kasım Paşa Câmii (Tersâne yakınında),<br />
Sokullu Mehmed Paşa Câmii (Azapkapısı’nda),<br />
Kılıç Ali Paşa Camii (Tophane’de),<br />
Muhiddin Çelebi Câmii (Tophâne’de),<br />
Molla Çelebi Câmii (Tophâne Beşiktaş arasında),<br />
Ebü’l-Fazl Câmii (Tophâne üstünde),<br />
Şehzâde Cihangir Câmii (Tophâne’de),<br />
Sinan Paşa Camii (Beşiktaş’ta),<br />
Mihrimah Sultan Câmii (Üsküdar’da, iskelede),<br />
Eski Vâlide Câmii (Üsküdar’da),<br />
Şemsi Ahmed Paşa Câmii (Üsküdar’da),<br />
İskender Paşa Câmii (Kanlıca’da),<br />
Çoban Mustafa Paşa Câmii (Geğbüze’de),<br />
Pertev Paşa Câmii (İzmit’te),<br />
Rüstem Paşa Câmii (Sapanca’da),<br />
Rüstem Paşa Câmii (Samanlı’da),<br />
Mustafa Paşa Câmii (Bolu’da),<br />
Ferhad Paşa Câmii (Bolu’da),<br />
Mehmed Bey Câmii (İzmit’te),<br />
Osman Paşa Câmii (Kayseri’de), <span style="color: #ffffff;">http://ufoss.com</span><br />
Hacı Paşa Câmii (Kayseri’de),<br />
Cenâbî Ahmed Paşa Câmii (Ankara’da),<br />
Lala Mustafa Paşa Câmii (Erzurum’da),<br />
Sultan Alâeddin Selçûkî Câmiinin (Çorum’da) yenilenmesi,<br />
Abdüsselâm Câmiinin (İzmit’te)yenilenmesi,<br />
Kiliseden dönme Eski Câminin (İznik’te)Sultan Süleymân tarafından yeniden yaptırılması,<br />
Hüsreviye (Hüsrev Paşa)Câmii (Haleb’de),<br />
Sultan Murâd Câmii (Manisa’da),<br />
Orhan Câmiinin (Kütahya’da)yenilenmesi,<br />
Kâbe-i şerîfin kubbelerinin tâmiri,<br />
Hüseyin Paşa Câmii (Kütahya’da),<br />
Rüstem Paşa Câmii (Bolvadin’de),<br />
Sultan Selim Câmii (Karapınar’da),<br />
Sultan Süleymân Câmii (Şam, Gök Meydanda),<br />
Sultan Selim Câmii (Edirne’de),<br />
Taşlık Câmii (Mahmûd Paşa için, Edirne’de),<br />
Defterdar Mustafa Çelebi Câmii (Edirne’de),<br />
Haseki Sultan Câmii (Edirne, Mustafa Paşa Köprüsü başında),<br />
Semiz Ali Paşa Câmii (Babaeski’de),<br />
Sokullu Mehmed Paşa Câmii (Hafsa’da, Trakya),<br />
Sokullu MehmedPaşa Câmii (Burgaz’da),<br />
Semiz Ali Paşa Câmii (Ereğli’de),<br />
Bosnalı MehmedPaşa Câmii (Sofya’da),<br />
Sofu MehmedPaşa Câmii (Hersek’te),<br />
FerhadPaşa Câmii (Çatalca’da),<br />
Maktul Mustafa Paşa Câmii (Budin’de),<br />
Firdevs Bey Câmii (Isparta’da),<br />
Memi Kethudâ Câmii (Ulaşlı’da),<br />
Tatar Han Câmii (Kırım, Gözleve’de),<br />
Rüstem Paşa Câmii (Rodoscuk’ta),<br />
Vezir Osman Paşa Câmii (Tırhala’da),<br />
Rüstem Kethüdâsı Mehmed Bey Câmii (Tırhala’da),<br />
Mesih Mehmed Paşa Câmii (Yenibahçe’de).</p>
<p>Medreseler</p>
<p>Sultan Süleymân Medresesi (Mekke’de),<br />
Süleymâniye Medreseleri (İstanbul’da),<br />
Yavuz Sultan Selim Medresesi (Halıcılar Köşkünde),<br />
Sultan Selim Medresesi (Edirne’de),<br />
Sultan Süleymân Medresesi (Çorlu’da),<br />
Şehzâde Sultan Mehmed Medresesi (İstanbul’da),<br />
Haseki Sultan Medresesi (Avratpazarı’nda),<br />
Vâlide Sultan Medresesi (Üsküdar’da),<br />
Kahriye Medresesi (Sultan Selim yakınında),<br />
Mihrimah Sultan Medresesi (Üsküdar’da),<br />
Mihrimah Sultan Medresesi (Edirnekapı’da),<br />
MehmedPaşa Medresesi (Kadırga’da),<br />
MehmedPaşa Medresesi (Eyüp’te),<br />
Osman Şah Vâlidesi Medresesi (Aksaray yakınında),<br />
Rüstem Paşa Medresesi (İstanbul’da),<br />
Ali Paşa Medresesi (İstanbul’da), 17i.lşiplş.ml.çmö)AhmedPaşa Medresesi (Topkapı’da),<br />
Sofu MehmedPaşa Medresesi (İstanbul’da),<br />
İbrâhim Paşa Medresesi (İstanbul’da),<br />
Sinân Paşa Medresesi (Beşiktaş’ta),<br />
İskender Paşa Medresesi (Kanlıca’da),<br />
Kasım Paşa Medresesi,<br />
Ali Paşa Medresesi (Babaeski’de),<br />
Mısırlı Mustafa Paşa Medresesi (Geğbüze’de),<br />
Ahmed Paşa Medresesi (İzmit’te),<br />
İbrâhim Paşa Medresesi (Îsâ Kapısında),<br />
Şemsi Ahmed Paşa Medresesi (Üsküdar’da),<br />
Kapı Ağası Mahmûd Ağa Medresesi (Ahırkapı’da),<br />
Kapıağası Câfer Ağa Medresesi (Soğukkuyu’da),<br />
Ahmed Ağa Medresesi (Çapa’da),<br />
Hâmid Efendi Medresesi (Filyokuşu’nda),<br />
Mâlûl Emir Efendi Medresesi (Karagümrük’te),<br />
Ümm-i Veled Medresesi (Karagümrük’te),<br />
Üçbaş Medresesi (Karagümrük’te),<br />
Kazasker Perviz Efendi Medresesi (Fâtih’te),<br />
Hâcegizâde Medresesi (Fâtih’te),<br />
Ağazâde Medresesi (İstanbul’da),<br />
Yahya Efendi Medresesi (Beşiktaş’ta),<br />
Defterdar Abdüsselâm Bey Medresesi (Küçükçekmece’de),<br />
Tûtî Kâdı Medresesi (Fâtih’te),<br />
Hakîm Mehmed Çelebi Medresesi (Küçükkaraman’da),<br />
Hüseyin Çelebi Medresesi (Çarşamba’da),<br />
Şahkulu Medresesi (İstanbul’da),<br />
Emin Sinân Efendi Medresesi (Küçükpazar’da),<br />
Yunus Bey Medresesi (Draman’da),<br />
Karcı Süleyman Bey Medresesi,<br />
Hâcce Hâtun Medresesi (Üsküdür’da),<br />
Defterdar Şerifezâde Medresesi (Kâdıçeşmesi’nde),<br />
Kâdı Hakîm Çelebi Medresesi (Küçükkaraman’da),<br />
Kirmasti Medresesi,<br />
Sekban Ali Bey Medresesi (Karagümrük’te),<br />
Nişancı MehmedBey Medresesi (Altımermer’de),<br />
Kethüdâ Hüseyin Çelebi Medresesi (SultanSelim’de),<br />
Gülfem Hâtun Medresesi (Üsküdar’da),<br />
Hüsrev Kethüdâ Medresesi (Ankara’da),<br />
Mehmed Ağa Medresesi (Çatalçeşme’de).</p>
<p>Dârülkurrâlar</p>
<p>Sultan Süleyman Han Dârülkurrâası (İstanbul’da),<br />
Vâlide Sultan Dârülkurrâsı (Üsküdar’da),<br />
Hüsrev Kethüdâ Dârülkurrâsı (İstanbul’da),<br />
Mehmed Paşa Dârülkurrâsı (Eyüp’te),<br />
Müftü Sa’di Çelebi Dârülkurrâsı (Küçükkaraman’da),<br />
Sokullu MehmedPaşa Dârülkurrâsı (Eyüp’te),<br />
Kâdızâde Efendi Dârülkurrâsı (Fâtih’te).</p>
<p>Türbeler</p>
<p>Sultan Süleymân Türbesi (Süleymaniye’de),<br />
Şehzâde Sultan MehmedTürbesi (Şehzâdebaşı’nda),<br />
SultanSelim Türbesi (Ayasofya civârında),<br />
Hüsrev Paşa Türbesi (Yenibahçe’de),<br />
ŞehzâdelerTürbesi (Ayasofya’da),<br />
Vezir-i âzam RüstemPaşa Türbesi (Şehzâde Türbesi yakınında),<br />
Ahmed Paşa Türbesi (Eyüp’te),<br />
MehmedPaşa Türbesi (Topkapı’da),<br />
Çocukları için inşâ ettiği türbe,<br />
Siyavuş Paşa Türbesi (Eyüp’te),<br />
Siyavuş Paşanın çocukları için yapılan türbe (Eyüp’te),<br />
Zâl Mahmûd Paşa Türbesi (Eyüp’te),<br />
Şemsi Ahmed Paşa Türbesi (Üsküdar’da),<br />
Yahya Efendi Türbesi (Beşiktaş’ta),<br />
Arap AhmedPaşa Türbesi (Fındıklı’da),<br />
HayreddinPaşa Türbesi (Beşiktaş’ta),<br />
Kılıç Ali Paşa Türbesi (Tophâne’de),<br />
Pertev Paşa Türbesi (Eyüp’te),<br />
Şâh-ı Hûban Türbesi (Üsküdar’da,<br />
Haseki Hürrem Sultan Türbesi (Süleymaniye’de).</p>
<p>İmâretler</p>
<p>Sultan Süleymân İmâreti (Süleymaniye’de),<br />
Haseki Sultan İmâreti (Mekke’de),<br />
Haseki Sultan İmâreti (Medîne’de),<br />
Mustafa Paşa Köprüsü başında bir imâret (Edirne’de),<br />
SultanSelim İmâreti (Karapınar’da),<br />
SultanSüleymân İmâreti (Şam’da),<br />
Şehzâde Sultan Mehmed İmâreti (İstanbul’da),<br />
SultanSüleymân İmâreti (Çorlu’da),<br />
Vâlide Sultan İmâreti (Üsküdar’da),<br />
Mihrimah Sultan İmâreti (Üsküdar’da),<br />
Sultan Murâd İmâreti (Manisa’da),<br />
Rüstem Paşa İmâreti (Rodoscuk’ta),<br />
Rüstem Paşa İmâreti (Sapanca’da),<br />
MehmedPaşa İmâreti (Burgaz’da),<br />
MehmedPaşa İmâreti (Hafsa’da),<br />
Mustafa Paşa İmâreti (Geğbüze’de),<br />
MehmedPaşa İmâreti (Bosna’da).</p>
<p>Dârüşşifâlar</p>
<p>Sultan Süleymân Dârüşşifâsı (Süleymaniye’de),<br />
Haseki Sultan Dârüşşifâsı (Haseki’de),<br />
Vâlide Sultan Dârüşşifâsı (Üsküdar’da)</p>
<p>Su Yolları</p>
<p>Kemerleri Bend Kemeri (Kağıthâne’de),<br />
Uzun Kemer (Kemerburgaz’da),<br />
Muglava Kemeri (Kemerburgaz’da),<br />
Gözlüce Kemer (Cebeciköy’de),<br />
Müderris köyü yakınındaki kemer (Kemerburgaz’da).</p>
<p>Köprüler</p>
<p>Büyükçekmece Köprüsü,<br />
Silivri Köprüsü,<br />
Mustafa Paşa Köprüsü (Meriç üzerinde),<br />
Sokullu Mehmed Paşa Köprüsü (Tekirdağ’da),<br />
Odabaşı Köprüsü (Halkalıpınar’da),<br />
Kapıağası Köprüsü (Harâmidere’de),<br />
MehmedPaşa Köprüsü (Sinanlı’da),<br />
Vezir-i âzam Mehmed Paşa (Mostar) Köprüsü (Bosna’da, Vişigrad kasabasında).</p>
<p>Kervansaraylar</p>
<p>Kervansaray (Sultan Süleymân İmâreti yakınında),<br />
Kervansaray (Büyükçekmece’de),<br />
RüstemPaşa Kervansarayı (Rodosçuk’ta),<br />
KebecilerKervansarayı (Bitpazarı’nda),<br />
Rüstem Paşa Kervansarayı (Galata’da),<br />
Ali Paşa Kervansarayı (Bursa’da),<br />
Ali Paşa Kervansarayı (Bitpazarı’nda),<br />
Pertev Paşa Kervansarayı (Vefâ’da),<br />
Mustafa Paşa Kervansarayı (Ilgın’da),<br />
Rüstem Paşa Kervansarayı (Sapanca’da),<br />
Rüstem Paşa Kervansarayı (Samanlı’da),<br />
Rüstem Paşa Kervansarayı (Karışdıran’da),<br />
RüstemPaşa Kervansarayı (Akbıyık’ta),<br />
Rüstem Paşa Kervansarayı (Karaman Ereğlisi’nde),<br />
Hüsrev Kethüdâ Kervansarayı (İpsala’da)<br />
MehmedPaşa Kervansarayı (Hafsa’da),<br />
Mehmed Paşa Kervansarayı (Burgaz’da),<br />
RüstemPaşa Kervansarayı (Edirne’de),<br />
Ali Paşa Çarşısı ve Kervansarayı (Edirne’de),<br />
İbrâhim Paşa Kervansarayı (İstanbul’da).</p>
<p>Saraylar</p>
<p>Saray-ı atîk tâmiri (Beyazıt’ta),<br />
Saray-ı cedîd-i hümâyûn tâmiri (Topkapı’da),<br />
Üsküdar Sarayının tâmiri (Üsküdar’da),<br />
Galatasarayın eski yerine yeniden inşâsı (Galatasaray’da),<br />
Atmeydanı Sarayının yeniden inşâsı (Atmeydanı’nda),<br />
İbrâhim Paşa Sarayı (Atmeydanı’nda),<br />
Yenikapı Sarayının yeniden inşâsı (Silivrikapı’da),<br />
Kandilli Sarayının yeniden inşâsı (Kandilli’de),<br />
Fenerbahçe Sarayının yeniden inşâsı (Fenerbahçe’de),<br />
İskender Çelebi Bahçesi Sarayının yeniden inşâsı (İstanbul şehir dışında),<br />
Halkalı Pınar Sarayının yeniden inşâsı (Halkalı’da),<br />
Rüstem Paşa Sarayı (Kadırga’da),<br />
MehmedPaşa Sarayı (Kadırga’da),<br />
Mehmed Paşa Sarayı (Ayasofya yakınında),<br />
MehmedPaşa Sarayı (Üsküdar’da),<br />
Rüstem Paşa Sarayı (Üsküdür’da),<br />
Siyavuş Paşa Sarayı (İstanbul’da),<br />
Siyavuş Paşa Sarayı (Üsküdar’da),<br />
Siyavuş Paşa Sarayı (Üsküdar’da),<br />
Siyavuş Paşa Sarayı (yine Üsküdar’da),<br />
Ali Paşa Sarayı (İstanbul’da),<br />
AhmedPaşa Sarayı (Atmeydanı’nda),<br />
Ferhad Paşa Sarayı (Bâyezîd civârında),<br />
Pertev Paşa Sarayı (Vefâ Meydanında),<br />
SinânPaşa Sarayı (Atmeydanı’nda),<br />
Sofu MehmedPaşa Sarayı (Hocapaşa’da),<br />
Mahmûd Ağa Sarayı (Yenibahçe’de),<br />
MehmedPaşa Sarayı (Halkalı yakınında Yergöğ’de),<br />
Şâh-ı Hûbân Kadın Sarayı (Kasımpaşa Çeşmesi yakınında),<br />
Pertev Paşa Sarayı (şehrin dışında),<br />
AhmedPaşa Sarayı (şehrin dışında),<br />
AhmedPaşa Sarayı (Taşra Çiftlik’te),<br />
AhmedPaşa Sarayı (Eyüp’te),<br />
Ali Paşa Sarayı (Eyüp’te),<br />
MehmedPaşa Sarayı (şehrin dışında, Rüstem Çelebi Çiftliğinde),<br />
Mehmed Paşa Sarayı (Bosna’da),<br />
Rüstem Paşa Sarayı (İskender Çelebi Çiftliğinde).</p>
<p>Mahzenler</p>
<p>Buğday mahzeni (Galata Köşesinde),<br />
Zift Mahzeni (Tersâne-i Âmirede),<br />
Anbar (sarayda),<br />
Anbar (Has Bahçe Yalısında),<br />
Mutbak ve kiler (sarayda),<br />
Mahzen (Unkapanı’nda),<br />
İki adet anbar (Cebehâne yakınında),<br />
Kurşunlu Mahzen (Tophâne’de).</p>
<p>Hamamlar</p>
<p>Sultan Süleymân Hamamı (İstanbul’da),<br />
Sultan Süleymân Hamamı (Kefe’de),<br />
Üç Kapılı Hamam (Topkapısarayında),<br />
Üç Kapılı Hamam (Üsküdar Sarayında),<br />
Haseki SultanHamamı (Ayasofya yakınında),<br />
Haseki Sultan Hamamı (Bahçekapı’da),<br />
Haseki Sultan Hamamı (Yahudiler içinde),<br />
Vâlide SultanHamamı (Üsküdar’da),<br />
Vâlide SultanHamamı (Karapınar’da),<br />
Vâlide SultanHamamı (Cibâli Kapısında),<br />
Mihrimah SultanHamamı (Edirnekapı’da),<br />
Lütfi Paşa Hamamı (Yenibahçe’de),<br />
MehmedPaşa Hamamı (Galata’da),<br />
MehmedPaşa Hamamı (Edine’de),<br />
Kocamustafapaşa Hamamı (Yenibahçe’de),<br />
İbrâhim Paşa Hamamı (Silivrikapı’da),<br />
Kapıağası Yâkub Ağa Hamamı (Sulumanastır’da),<br />
Sinân Paşa Hamamı (Beşiktaş’ta),<br />
Molla Çelebi Hamamı (Fındıklı’da),<br />
Kaptan Ali Paşa Hamamı (Tophâne’de),<br />
Kaptan Ali Paşa Hamamı (Fenerkapı’da),<br />
Müfti Ebüssü’ûd Efendi Hamamı (Mâcuncu Çarşısında),<br />
Mîrmirân Kasımpaşa Hamamı (Hafsa’da),<br />
Merkez Efendi Hamamı (Yenikapı dışında),<br />
Nişancı Paşa Hamamı (Eyüp’te),<br />
Hüsrev Kethüdâ Hamamı (Ortaköy’de),<br />
Hüsrev Kethüdâ Hamamı (İzmit’te),<br />
Hamam (Çatalca’da),<br />
RüstemPaşa Hamamı (Sapanca’da),<br />
Hüseyin Bey Hamamı (Kayseri’de),<br />
Sarı Kürz Hamamı (İstanbul’da),<br />
Hayreddin Paşa Hamamı (Zeyrek’te),<br />
Hayreddin Paşa Hamamı (Karagümrük’te),<br />
Yâkub Ağa Hamamı (Tophâne’de),<br />
Haydar Paşa Hamamı (Zeyrek’te),<br />
İskender Paşa Hamamı,<br />
Odabaşı Behruzağa Hamamı (Şehremini’de),<br />
Kethüdâ Kadın Hamamı (Akbaba’da),<br />
Beykoz Hamamı,<br />
Emir Buhârî Hamamı (Edirnekapı dışında),<br />
Hamam (Eyüp’te),<br />
Dere Hamamı (Eyüp’te),<br />
Sâlih Paşazâde Hamamı (Yeniköy’de),<br />
Sultan Süleymân Hamamı (Mekke’de),<br />
HayreddinPaşa Hamamı (Tophâne’de),<br />
Hayreddin Paşa Hamamı (Kemeraltı’nda),<br />
Rüstem Paşa Hamamı (Cibâli’de),<br />
Vâlide SultanHamamı (Üsküdar’da) olmak üzere toplam 365 eseri vardır.</p>
<p>Kaynak=http://www.haber7.com/haber/20090409/Sinanin-bu-eserlerini-biliyor-muydunuz.php</p>
<img src="http://ufoss.com/?ak_action=api_record_view&id=1059&type=feed" alt="" /><h3  class="related_post_title">Benzer Konular</h3><ul class="related_post"><li><a href="http://ufoss.com/mimar-sinanin-eserleri/" title="Mimar Sinanin Eserleri">Mimar Sinanin Eserleri</a></li><li><a href="http://ufoss.com/mimar-sinanin-sirlari-zekasi-mucizeleri/" title="Mimar Sinanın Sırları, zekasi, mucizeleri">Mimar Sinanın Sırları, zekasi, mucizeleri</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ufoss.com/mimar-sinan-olum-yildonumu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aşık Veyselin Hayati ve Şiirler</title>
		<link>http://ufoss.com/asik-veyselin-hayati-ve-siirler/</link>
		<comments>http://ufoss.com/asik-veyselin-hayati-ve-siirler/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Feb 2009 15:46:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kim Kimdir?]]></category>
		<category><![CDATA[Siirler]]></category>
		<category><![CDATA[asik veysel]]></category>
		<category><![CDATA[asik veysel kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[asik veysel siirleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ufoss.com/?p=944</guid>
		<description><![CDATA[25 Ekim 1894&#8242;te Sivas&#8217;ın Şarkışla ilçesi Sivrialan köyünde dünyaya geldi. 21 Mart 1973&#8242;te yine Sivrialan&#8217;da yaşamını yitirdi. Çocukken çiçek hastalığı yüzünden bir gözünü, daha sonra bir kaza sonucu diğer gözünü kaybetti. Saz çalmayı öğrendi. Yunus Emre, Pir Sultan Abdal, Karacaoğlan, Emrah, Dadaloğlu gibi halk ozanlarından etkilenerek türkü yorumu ve sazda ustalaştı. İki kez evlendi. 7 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ufoss.com/wp-content/uploads/2009/02/asik_veysel.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-945" title="asik_veysel" src="http://ufoss.com/wp-content/uploads/2009/02/asik_veysel.jpg" alt="asik_veysel" width="145" height="165" /></a>25 Ekim 1894&#8242;te Sivas&#8217;ın Şarkışla ilçesi Sivrialan köyünde dünyaya geldi. 21 Mart 1973&#8242;te yine Sivrialan&#8217;da yaşamını yitirdi. Çocukken çiçek hastalığı yüzünden bir gözünü, daha sonra bir kaza sonucu diğer gözünü kaybetti. Saz çalmayı öğrendi. Yunus Emre, Pir Sultan Abdal, Karacaoğlan, Emrah, Dadaloğlu gibi halk ozanlarından etkilenerek türkü yorumu ve sazda ustalaştı. İki kez evlendi. 7 çocuğu oldu. Anadolu&#8217;yu kent kent dolaşıp şiirlerini sazıyla seslendirdi. Köy Enstitüleri&#8217;nde saz ve halk türküleri dersleri verdi. Ölüm nedeni akciğer kanseri. En güzel şiirlerinden bazılarını ölümünden hemen önce yazdı. Şimdi Şarkışla&#8217;da her yıl adına bir şenlik yapılır. Türkçesi yalındır. Dili ustalıkla kullanır. Tekniği gösterişsiz ve nerdeyse kusursuzdur. <span id="more-944"></span>Yaşama sevinciyle hüzün, iyimserlikle umutsuzluk şiirlerinde iç içedir. Doğa, toplumsal olaylar, din ve siyasete ince eleştiriler yönelttiği şiirleri de var. Şiirleri, Deyişler (1944), Sazımdan Sesler (1950), Dostlar Beni Hatırlasın (1970) isimi kitaplarında toplandı. Ölümünden sonra Bütün Şiirleri (1984) adıyla eserleri tekrar yayınlandı.</p>
<p><strong>Hayal Bana Yakın Yar Bana Uzak</strong></p>
<p>Hayal bana yakın yar bana uzak <span style="color: #ffffff;">hthttptp://ufoss.com</span><br />
Sevdası başıma dolanır gitmez<br />
Aşkına düşeli yar bana uzak<br />
Yüz bin öğüt versen biri kar etmez<br />
Senin aşkın beni kıldı urusvay<br />
Düşmüşüm peşinde koşarım hay hay<br />
Kabul et kapında beni de kul say<br />
Dost yoluna ölür aşık ar etmez<br />
Ey beni bu derde giriftar eden<br />
Eski muhabbeti kaldırdın neden<br />
Gönül ister kavuşmayı ölmeden<br />
Gül olmasa bülbül ah u zar etmez<br />
Beni yakan yansın aşkın narına<br />
Gönül düştü bir zalimin toruna<br />
Bakmaz mısın bu VEYSELin zarına<br />
Ah çeker ağlarım yar elim yetmez.</p>
<p><strong>Gel Birlik Kavline Girelim Kardeş</strong></p>
<p>İtimat edersen benim sözüme<br />
Gel birlik kavline girelim kardaş<br />
Birlik çok tatlıdır, benzer üzüme<br />
İçip şerbetini duralım kardaş.</p>
<p>Son verelim iftiraya bühtana<br />
Kardeşane sevişelim can cana<br />
Elbirlikle çalışalım vatana<br />
Çok okul, fabrika kuralım kardaş.</p>
<p>Yürüyelim Atatürkün izine<br />
Boş verelim bozguncular sözüne<br />
Göz atalım şu dünyanın hızına<br />
Yürüyüp hedefe varalım kardaş.</p>
<p>Veyselin sözleri kanun dışı mı?<br />
Mantığa uymazsa kesin başımı <span style="color: #ffffff;">http://ufoss.com</span><br />
Bana düşman etmiş vatandaşımı<br />
Sebebi ne ise soralım kardaş.<br />
<strong> Sen Bir Ceylan Olsan Ben de Bir Avcı</strong></p>
<p>Sen bir ceylan olsan ben de avcı<br />
Avlasam çöllerde saz ile seni<br />
Bulunmaz dermanı yoktur ilacı<br />
Vursam yaralasam söz ile seni.</p>
<p>Kurulma sevdiğim gözelim deyin<br />
Bağlanma karayı alları geyin<br />
Ben bir çoban olsam sen de bir koyun<br />
Beslesem elimde tuz ile seni.</p>
<p>Koyun olsan atlatırdım yaylada<br />
Tellerini yoldurmazdım hoyrada<br />
Balık olsan takla dönsen deryada<br />
Düşersem toruma hız ile seni.</p>
<p>Veysel der ismini koymam dilimden<br />
Ayrı düştüm vatanımdan ilimden<br />
Kuş olsan da kurtulmazdın elimden<br />
Eğer görsem idi göz ile seni.<br />
<strong> Beserek Dağı</strong></p>
<p>Arzusun çektiğim Beserek Dağı<br />
Elvan elvan çiçeklerin açtı mı?<br />
Çevre yanın güzellerin otağı,<br />
Bizim eller yaylasına göçtü mü?</p>
<p>Güney tarafında Kurban Pınarı,<br />
Kalktı mı Mezarlı Boyunun karı?<br />
Garip öter meşeliğin kuşları,<br />
Yavru şahin yuvasından uçtu mu?</p>
<p>Yeşil atlas giymiş dağlar süslemiş,<br />
Mescit köyü eteğine yaslanmış,<br />
Şeme Dağı, duman olmuş puslanmış,<br />
Sivralana nuru rahmet saçtı mı?</p>
<p>Zaman gelip göçler geri dönerken,<br />
Güzellerin yaylasından inerken,<br />
Dilberler doldurup bade sunarken,<br />
Veysel Şatır, hatırlara düştü mü?</p>
<p><strong>Ağlayalım Atatürk&#8217;e</strong></p>
<p>Ağlayalım Atatürk&#8217;e<br />
Bütün dünya kan ağladı,<br />
Süleyman olmuştu mülke,<br />
Geldi ecel, can ağladı,</p>
<p>Atatürkün eserleri,<br />
Söyleyecek bundan geri,<br />
Bütün dünyanın her yeri<br />
Ah çekti, vatan ağladı.</p>
<p>Bu ne kuvvet, bu ne kudret,<br />
Var idi bunda bir hikmet<br />
Bütün Türkler, İnönü İsmet,<br />
Gözlerinden kan ağladı.</p>
<p>Uzatma Veysel bu sözü<br />
Dayanmaz herkesin özü,<br />
Koruyalım yurdumuzu,<br />
Dost değil, düşman ağladı.</p>
<p><strong>Sazıma</strong></p>
<p>Ben gidersem sazım sen kal dünyada<br />
Gizli sırlarımı aşikar etme.<br />
Lal olsun dillerin söyleme yada<br />
Garip bülbül gibi ah ü zar etme.</p>
<p>Bahçede dut iken bilmezdin sazı,<br />
Bülbül konar mıydı dalına bazı,<br />
Hangi kuştan aldın, sen bu avazı,<br />
Söyle doğrusunu, gel inkar etme.</p>
<p>Benim her derdime ortak sen oldun,<br />
Ağlarsam ağladın, gülersem güldün,<br />
Sazım bu sesleri turnadan maldın<br />
Pençe vurup sarı teli sızlatma.</p>
<p>Sen petek misali, Veysel de arı<br />
İnleşir beraber yapardık balı,<br />
Ben bir insanoğlu, sen bir dut dalı<br />
Ben babamı, sen ustanı unutma.</p>
<p><strong>Kardeşim</strong></p>
<p>Beni hor görme kardeşim<br />
Sen altınsın ben tunç muyum?<br />
Aynı vardan var olmuşuz<br />
Sen gümüşsün ben saç mıyım?</p>
<p>Ne var ise sende bende<br />
Aynı varlık her bedende<br />
Yarın mezara girende<br />
Sen toksun da ben aç mıyım?</p>
<p>Topraktandır cümle beden<br />
Nefsini öldür ölmeden<br />
Böyle emretmiş yaradan<br />
Sen kalemsin ben uç muyum?</p>
<p>Tabiata Veysel aşık<br />
Topraktan olduk, kardaşık.<br />
Aynı yolcuyuz yoldaşık<br />
Sen yolcusun ben bac mıyım?</p>
<p><strong>Hacı Bektaş</strong></p>
<p>Medet mürvet deyip kapına geldim,<br />
İsteğim, dileğim ver Hacı Bektaş,<br />
İndim eşiğine yüzümü sürdüm,<br />
Kusurum, günahım var Hacı Bektaş.</p>
<p>Horasandan ayak bastın Uruma<br />
Mucizeler şahit oldu pirime<br />
Bak şu vaziyete, bak şu duruma<br />
Eşin yok cihanda bir Hacı Bektaş.</p>
<p>Geçmem dedin duvarımda sinekten<br />
Yalan sadır olmaz ervah-ı pakten,<br />
Sana inanmışım ervahtan kökten<br />
Sana inanmayan kör, Hacı Bektaş.</p>
<p>Sana yalvarıyor Veysel biçare,<br />
Yine senden olur her derde çare,<br />
Bir arzuhal sundum gani Hünkare<br />
Keremin, ihsanın bol Hacı Bektaş.</p>
<p><strong>Güzelliğin On Para Etmez</strong></p>
<p>Güzelliğin on paretmez<br />
Bu bendeki aşk olmasa<br />
Eğlenecek yer bulaman<br />
Gönlümdeki köşk olmasa.</p>
<p>Kim okurdu kim yazardı<br />
Bu düğümü kim çözerdi<br />
Koyun kurt ile gezerdi<br />
Fikir başka başkolmasa.</p>
<p>Güzel yüzün görülmezdi<br />
Bu aşk bende dirilmezdi<br />
Güle kıymet verilmezdi<br />
Aşık ve maşuk olmasa.</p>
<p>Senden aldım bu feryadı<br />
Bu imiş dünyanın tadı<br />
Anılmazdı Veysel adı<br />
O sana aşık olmasa.</p>
<p><strong>DOSTLAR BENİ HATIRLASIN</strong></p>
<p>Ben giderim adım kalır<br />
Dostlar beni hatırlasın<br />
Düğün olur bayram gelir<br />
Dostlar beni hatırlasın</p>
<p>Can bedenden ayrılacak<br />
Tütmez baca yanmaz ocak<br />
Selam olsun kucak kucak<br />
Dostlar beni hatırlasın</p>
<p>Açar solar türlü çiçek<br />
Kimler gülmüş kim gülecek<br />
Murat yalan, ölüm gerçek<br />
Dostlar beni hatırlasın</p>
<p>Gün ikindi akşam olur<br />
Gör ki başa neler gelir<br />
Veysel gider adı kalır<br />
Dostlar beni hatırlasın</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p><strong>ALA GÖZLÜ BENLİ DİLBER</strong></p>
<p>Ala gözlü benli dilber<br />
Bir gün gelsen bize doğru<br />
Seni sevdim can ü dilden<br />
Çekme kendini naza doğru</p>
<p>Ne pervam var ne de perdem<br />
Sanma beni hali bir dem<br />
Söyler seni teller her dem<br />
Kulak versen saza doğru</p>
<p>Aşığa zülfükar isen<br />
Gülşende güle zar isen<br />
Hakikatli bir yâr isen<br />
Ben geleyim size doğru</p>
<p>Gönülleri bir edelim<br />
Gayrileri biz nidelim<br />
İkimiz de bir gidelim<br />
Yürüyelim ize doğru</p>
<p>Bir gün için feryadı zar<br />
Bülbül eder her dem seher<br />
Aç sinemi gel gör ne var<br />
Arttı derdim yüze doğru</p>
<p>Kafi derdim bir derd katma</p>
<p>Veysel&#8217;i yabana atma<br />
Kerem eyle çok uzatma<br />
Kavuşalım yaza doğru<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p><strong>SEN BİR CEYLAN OLSAN</strong></p>
<p>Sen bir ceylan olsan ben de bir avcı<br />
Avlasam çöllerde saz ile seni<br />
Bulunmaz dermanı yoktur ilacı<br />
Vursam yaralasam söz ile seni</p>
<p>Kurulma sevdiğim güzelim deyin<br />
Bağlanma karayı alları geyin<br />
Ben bir çoban olsam sen de bir koyun<br />
Seslesem elimde tuz ile seni</p>
<p>Koyun olsan otlatırdım yaylada<br />
Tellerini yoldurmazdım hoyrada<br />
Balık olsan takla dönsen deryada<br />
Düşürsem toruma bez ile seni</p>
<p>Veysel der ismini koymam dilimden<br />
Ayrı düştüm vatanımdan ilimden<br />
Kuş olsan da kurtulmazdın elimden<br />
Eğer görsem idi göz ile seni</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p><strong>YUMMA GÖZÜN KÖR GİBİ</strong></p>
<p>Kambur felek sanki beni kayırdı<br />
Eşten dosttan nazlı yardan ayırdı<br />
Gizli sırrım memlekete duyurdu<br />
Sanki benim bir ettiğim var gibi</p>
<p>Kimine at vermiş eştirir gezer<br />
Kimine aşk vermiş coşturur gezer<br />
Kimine mal vermez koşturur gezer<br />
Sanki bunu zengin etmek zor gibi</p>
<p>Bir kısmına yayla vermiş köy vermiş<br />
Bir kısmına büyük büyük pay vermiş<br />
Sevdiğine güzellikle boy vermiş<br />
Al yanaklar şule verir nur gibi</p>
<p>Birinin aklı yok deli divane<br />
Bir kısmı muhtaçtır acı soğana<br />
Bir kısmını zengin etmiş yan yana<br />
Şimdi kendi saklanıyor sır gibi</p>
<p>Kimine saz vermiş çalar eğlenir<br />
Kimi zevk içinde güler eğlenir<br />
Veysel gözyaşlarını siler eğlenir<br />
Yeter gayri yumma gözün kör gibi<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p><strong>UZUN İNCE BİR YOLDAYIM</strong></p>
<p>Uzun ince bir yoldayım<br />
Gidiyorum gündüz gece<br />
Bilmiyorum ne haldeyim<br />
Gidiyorum gündüz gece</p>
<p>Dünyaya geldiğim anda<br />
Yürüdüm aynı zamanda<br />
İki kapılı bir handa<br />
Gidiyorum gündüz gece</p>
<p>Uykuda dahi yürüyorum<br />
Kalmaya sebeb arıyorum<br />
Gidenleri hep görüyorum<br />
Gidiyorum gündüz gece</p>
<p>Kırkdokuz yıl bu yollarda<br />
Ovada dağda çöllerde<br />
Düşmüşüm gurbet ellerde<br />
Gidiyorum gündüz gece</p>
<p>Şaşar Veysel işbu hale<br />
Gah ağlaya gahi güle<br />
Erişmek için menzile<br />
Gidiyorum gündüz gece</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p><strong>SON ŞİİRİ</strong></p>
<p>Selam saygı hepinize<br />
Gelmez yola gidiyorum<br />
Ne şehire ne de köye<br />
Gelmez yola gidiyorum</p>
<p>Gemi bekliyor limanda<br />
Gideceğim bir ummanda<br />
Gözüm kalmadı cihanda<br />
Gelmez yola gidiyorum</p>
<p>Eşim dostum yavrularım<br />
İşte benim sonbaharım<br />
Veysel karanlık yollarım<br />
Gelmez yola gidiyorum</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p><strong>BEN GİDERİM SAZIM SEN KAL DÜNYADA</strong></p>
<p>Ben giderim sazım sen kal dünyada<br />
Gizli sırlarımı aşikar etme<br />
Lâl olsun dillerin söyleme yada<br />
Garip bülbül gibi ah ü zar etme</p>
<p>Gizli dertlerimi sana anlattım<br />
Çalıştım sesimi sesine kattım<br />
Bebe gibi kollarımda yaylattım<br />
Hayali hatır et beni unutma</p>
<p>Bahçede dut iken bilmezdin sazı<br />
Bülbül konar mıydı dalına bazı<br />
Hangi kuştan aldın sen bu avazı<br />
Söyle doğrusunu gel inkar etme</p>
<p>Benim her derdime ortak sen oldun<br />
Ağlarsam ağladın gülersem güldün<br />
Sazım bu sesleri turnadan m&#8217;aldın<br />
Pençe vurup sarı teli sızlatma</p>
<p>Ay geçer yıl geçer uzarsa ara<br />
Giyin kara libas yaslan duvara<br />
Yanından göğsünden açılır yara<br />
Yâr gelmezse yaraların elletme</p>
<p>Sen petek misali Veysel de arı<br />
İnleşir beraber yapardık balı<br />
Ben bir insanoğlu sen bir dut dalı<br />
Ben babamı sen ustanı unutma</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p><strong>BENİM SADIK YÂRİM KARA TOPRAKTIR</strong></p>
<p>Dost dost diye nicelerine sarıldım<br />
Benim sadık yârim kara topraktır<br />
Beyhude dolandım boşa yoruldum<br />
Benim sadık yârim kara topraktır</p>
<p>Nice güzellere baılandım kaldım<br />
Ne bir vefa gördüm ne fayda buldum<br />
Her türlü isteğim topraktan aldım<br />
Benim sadık yârim kara topraktır</p>
<p>Koyun verdi kuzu verdi süt verdi<br />
Yemek verdi ekmek verdi et verdi<br />
Kazma ile döğmeyince kıt verdi<br />
Benim sadık yârim kara topraktır</p>
<p>Ademden bu deme neslim getirdi<br />
Bana türlü türlü meyva yetirdi<br />
Her gün beni tepesinde götürdü<br />
Benim sadık yârim kara topraktır</p>
<p>Karnın yardım kazmayınan belinen<br />
Yüzün yırttim tırnağınan elinen<br />
Yine beni karşıladı gülünen<br />
Benim sadık yârim kara topraktır</p>
<p>İşkence yaptıkça bana gülerdi<br />
Bunda yalan yoktur herkes de gördü<br />
Bir çekirdek verdim dört bostan verdi<br />
Benim sadık yârim kara topraktır</p>
<p>Havaya bakarsam hava alırım<br />
Toprağa bakarsam dua alırım<br />
Topraktan ayrılsam nerde kalırım<br />
Benim sadık yârim kara topraktır</p>
<p>Dileğin var ise Allah&#8217;tan<br />
Almak için uzak gitme topraktan<br />
Comertlik toprağa verilmiş Hak&#8217;tan<br />
Benim sadık yârim kara topraktır</p>
<p>Hakikat ararsan açık bir nokta<br />
Allah kula yakın kul Allaha<br />
Hak&#8217;kın hazinesi gizli toprakta<br />
Benim sadık yârim kara topraktır</p>
<p>Bütün kusurlarım toprak gizliyor<br />
Merhem çalıp yaralarım düzlüyor<br />
Kolun açmış yollarımı gözlüyor<br />
Benim sadık yârim kara topraktır</p>
<p>Herkim olursa bu sırra mazhar<br />
Dünyaya bırakır ölmez bir eser<br />
Gün gelir Veysel&#8217;i bağrına basar<br />
Benim sadık yârim kara topraktır</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p><strong>GÜZELLİĞİN ON PAR&#8217;ETMEZ</strong></p>
<p>Güzelliğin on par&#8217;etmez<br />
Bu bendeki aşk olmasa<br />
Eğlenecek yer bulaman<br />
Gönlümdeki köşk olmasa</p>
<p>Tabirin sığmaz kaleme<br />
Derdin dermandir yareme<br />
İsmin yayılmaz aleme<br />
Aşıklarda meşk olmasa</p>
<p>Kim okurdu kim yazardı<br />
Bu düğümü kim çözerdi<br />
Koyun kurt ile gezerdi<br />
Fikri başka başk&#8217;olmasa</p>
<p>Güzel yüzün görülmezdi<br />
Bu aşk bende dirilmezdi<br />
Güle kıymet verilmezdi<br />
Aşık ve maşuk olmasa</p>
<p>Senden aldım bu feryadı<br />
Bu imiş dünyanın tadı<br />
Anılmazdı Veysel adı<br />
O sana aşık olmasa<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p><strong>GÖNÜL SANA NASİHATIM</strong></p>
<p>Gönül sana nasihatim<br />
Çağrılmazsan varma gönül<br />
Seni sevmezse bir güzel<br />
Bağlanıp da durma gönül</p>
<p>Ne gezersin Şam&#8217;ı Şark&#8217;ı<br />
Yok mu sende hiç bir korku<br />
Terkedersin evi barkı<br />
Beni boşa yorma gönül</p>
<p>Yorulursun gitme yaya<br />
Hükmedersin güne aya<br />
Aşk denilen bir deryaya<br />
Çıkamazsın girme gönül</p>
<p>Ben kocadım sen genceldin<br />
Başa bela nerden geldin<br />
Kahi indin kah yükseldin<br />
Şimdi oldun turna gönül</p>
<p>Bazı zengin bazı züğürt<br />
Bazı usta bazı sağırd<br />
Bazı koyun bazı aç kurt<br />
Her irenekten derme gönül</p>
<p>Veysel gönülden ayrılmaz<br />
Kahi bilir kahi bilmez<br />
Yalan dünya yârsiz olmaz<br />
İster saçı sırma gönül</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p><strong>BU ALEMİ GÖREN SENSİN</strong></p>
<p>Bu alemi gören sensin<br />
Yok gözünde perde senin<br />
Haksıza yol veren sensin<br />
Yok mu suçun burda senin</p>
<p>Kainatı sen yarattın<br />
Herşeyi yoktan var ettin<br />
Beni çıplak dışar&#8217;attın<br />
Cömertliğin nerde senin</p>
<p>Evli misin ergen misin<br />
Eşin yoktur bir sen misin<br />
Çarkı sema nur sen misin<br />
Bu balkıyan nur da senin</p>
<p>Kilisede despot keşiş<br />
İsa Allahın oğlu demiş<br />
Meryam Ana neyin imiş<br />
Bu işin var bir de senin</p>
<p>Kimden korktun da gizlendin<br />
Çok arandın çok izlendin<br />
Göster yüzünü çok nazlandın<br />
Yüzün mahrem ferde senin</p>
<p>Binbir ismin bir cismin var<br />
Oğlun kızın ne hısmın var<br />
Her bir irenkte resmin var<br />
Nerde baksam orda senin</p>
<p>Türlü türlü dillerin var<br />
Ne acayip hallerin var<br />
Ne karanlık yolların var<br />
Sırat köprün nerde senin</p>
<p>Ademi sürdün bakmadın<br />
Cennette de bırakmadın<br />
Şeytanı niçin yakmadın<br />
Cehennemin var da senin</p>
<p>Veysel neden aklın ermez<br />
Uzun kısa dilin durmaz<br />
Eller tutmaz gözler görmez<br />
Bu acayip sır da senin</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p><strong>HAYALİ KARŞIMA GELDİ BU GECE</strong></p>
<p>Bilmem hayal miydi yoksa düş müydü<br />
Gönül arzusunu buldu bu gece<br />
Yalın kılıç mıydı bir ateş miydi<br />
İçerim koz ile doldu bu gece</p>
<p>Bilemedim gece ile gündüzü<br />
Seçemedim güneş ile yıldızı<br />
Mestane gözleri mestetti bizi<br />
Aklımı başımdan aldı bu gece</p>
<p>Mah yüzüne bakma ile doyulmaz<br />
Sıra sıra benleri var sayılmaz<br />
Aşk meyinden içen aşık ayılmaz<br />
Bilemedim bana noldu bu gece</p>
<p>Durmaz yanar gerçeklerin çırağı<br />
Yakın olur ehl-i aşkın ırağı<br />
Gölköy oldu Veysel&#8217;lerin durağı<br />
Hayali karşıma geldi bu gece</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p><strong>ANAMA</strong></p>
<p>Dokuz ay koynunda gezdirdi beni<br />
Ne cefalar çekti ne etti anam<br />
Acı tatlı zahmetime katlandı<br />
Uçurdu yuvadan yürüttü anam</p>
<p>Anaların hakki kolay ödenmez<br />
Analara ne yakışmaz ne denmez<br />
Kan uykudan gece kalkar gücenmez<br />
Emzirdi salladı uyuttu anam</p>
<p>Doğurdu beni Sivas ilinde<br />
Sivralan Köyünde tarla yolunda<br />
Azığı sırtında orak elinde<br />
Taşlı tarlalarda avuttu anam</p>
<p>Ben yürürdüm anam bakar gülerdi<br />
Huysuzluk edersem kalkar döverdi<br />
Hemen kucaklayıp okşar severdi<br />
Çirkin huylarımı soyuttu anam</p>
<p>Çocuğudum anam bana ders verdi<br />
Okumamı çalışmamı ön gördü<br />
Milletine bağlı ol da dur derdi<br />
Vatan sevgisini giyitti anam</p>
<p>Tükenmez borcum var anama benim<br />
Onun varlığından oldu bedenim<br />
Kimi köylü kızı kimisi hanım<br />
Ta ezel tarihte kayıtlı anam</p>
<p>Veysel der kopar mi analar bağı<br />
Analar doğurmuş ağayı beyi<br />
İşte budur sözlerimin gerçeği<br />
Okuttu öğretti büyüttü anam</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p><strong>KARA KAŞ ALTINDA ELA GÖZ OLSAM</strong></p>
<p>Her sabah her sabah suya giderken<br />
Yâr yolunda toprak olsam toz olsam<br />
Bakıp dört köşeyi seyran ederken<br />
Kara kaş altında ela göz olsam</p>
<p>Uğrunu uğrunu giderken yola<br />
Nice dilsizleri getirir dile<br />
Gövel ördek gibi inerken göle<br />
Ya bir şahin olsam ya bir baz olsam</p>
<p>Veysel ördek olsun sen de göl yârim<br />
Yeter artık kerem eyle gel yârim<br />
Lale sümbül mor menekşe gül yârim<br />
Sen bir çiçek olsan ben bir yaz olsam</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p><strong>ANLATAMAM DERDİMİ DERTSİZ İNSANA</strong></p>
<p>Anlatamam derdimi dertsiz insana<br />
Dert çekmeyen dert kıymetini bilemez<br />
Derdim bana derman imiş bilmedim<br />
Hiç bir zaman gül dikensiz olamaz</p>
<p>Gülü yetiştirir dikenli çalı<br />
Arı her çicekten yapıyor balı<br />
Kişi sabır ile bulur kemali<br />
Sabretmeyen maksudunu bulamaz</p>
<p>Ah çeker aşıklar ağlar zarınan<br />
Yüce dağlar şöhret bulmuş karınan<br />
Çağlar deli gönül ırmaklarınan<br />
Ağlar ağlar göz yaşını silemez</p>
<p>Veysel günler geçti yaş altmış oldu<br />
Döküldü yaprağım güllerim soldu<br />
Gemi yükün aldı gam ilen doldu<br />
Harekete kimse mani olamaz</p>
<img src="http://ufoss.com/?ak_action=api_record_view&id=944&type=feed" alt="" /><h3  class="related_post_title">Benzer Konular</h3><ul class="related_post"><li>Benzer Konu Basligi Bulunamadi</li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ufoss.com/asik-veyselin-hayati-ve-siirler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erkan Ocaklı vefat etti</title>
		<link>http://ufoss.com/erkan-ocakli-vefat-etti/</link>
		<comments>http://ufoss.com/erkan-ocakli-vefat-etti/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Nov 2008 13:34:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ufoss</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kim Kimdir?]]></category>
		<category><![CDATA[erkan ocakli]]></category>
		<category><![CDATA[misiri kuruttunmu]]></category>
		<category><![CDATA[vefat etti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ufoss.com/?p=624</guid>
		<description><![CDATA[Karadenizli sanat&#231;ı 59 yaşında hastalığına yenik d&#252;şt&#252;. Seslendirdiği Karadeniz t&#252;rk&#252;leriyle tanınan sanat&#231;ı Erkan Ocaklı, tedavi g&#246;rd&#252;ğ&#252; Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#8217;nde vefat etti. 59 yaşındaki Ocaklı, bir s&#252;redir pankreas kanseri tedavisi g&#246;r&#252;yordu. &#220;nl&#252; sanat&#231;ının &#246;l&#252;m&#252;n&#252; duyan akraba ve sanat&#231;ı dostları hastaneye akın etti. Ocaklı&#8217;nın cenazesinin, vasiyeti gereği iki g&#252;n bekletildikten sonra pazartesi g&#252;n&#252; Karacaahmet Mezarlığı&#8217;nda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.karalahana.com/muzik/3_erkanocakli.jpg"><img class="alignleft" height="114" width="134" style="float: left" alt="" src="http://www.karalahana.com/muzik/3_erkanocakli.jpg" /></a><strong>Karadenizli sanat&ccedil;ı 59 yaşında hastalığına yenik d&uuml;şt&uuml;.</strong> Seslendirdiği Karadeniz t&uuml;rk&uuml;leriyle tanınan sanat&ccedil;ı Erkan Ocaklı, tedavi g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#8217;nde vefat etti. 59 yaşındaki Ocaklı, bir s&uuml;redir pankreas kanseri tedavisi g&ouml;r&uuml;yordu.</p>
<p><span id="more-624"></span></p>
<p>&Uuml;nl&uuml; sanat&ccedil;ının &ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml; duyan akraba ve sanat&ccedil;ı dostları hastaneye akın etti. Ocaklı&#8217;nın cenazesinin, vasiyeti gereği iki g&uuml;n bekletildikten sonra pazartesi g&uuml;n&uuml; Karacaahmet Mezarlığı&#8217;nda toprağa verileceği belirtildi.</p>
<img src="http://ufoss.com/?ak_action=api_record_view&id=624&type=feed" alt="" /><h3  class="related_post_title">Benzer Konular</h3><ul class="related_post"><li>Benzer Konu Basligi Bulunamadi</li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ufoss.com/erkan-ocakli-vefat-etti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sagopa Kajmer Kimdir?</title>
		<link>http://ufoss.com/sagopa-kajmer-kimdir/</link>
		<comments>http://ufoss.com/sagopa-kajmer-kimdir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 29 Sep 2008 15:18:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kim Kimdir?]]></category>
		<category><![CDATA[album]]></category>
		<category><![CDATA[kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[mp3 download]]></category>
		<category><![CDATA[mp3 indir]]></category>
		<category><![CDATA[Sagopa Kajmer]]></category>
		<category><![CDATA[Sagopa Kajmer mp3]]></category>
		<category><![CDATA[İHTİSASI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ufoss.com/?p=546</guid>
		<description><![CDATA[ADI YUNUS SOYADI ÖZYAVUZ RAP DÜNYASINDAKİ ADI Sagopa Kajmer DJ ADI MIC CHECK İLK DJ ADI RAPPER M.C (Rapper Mic Check) MAHLASI Kaf Kef, Evliya-i Rap, Küheylan, Yasli Çocuk, Karizmatik Emmi, Melodrama ve daha birçok kendine ithafi. BRANŞI Rap İHTİSASI Dj-produktor- M.C DENEYİMLERİ Türkiye&#8217;nin en büyük yabanci müzik radyolarinda Dj lik ve müzik direktörlügü BON&#8217;SERVIS [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://img390.imageshack.us/img390/4371/monotonnc1.jpg"><img class="alignleft" src="http://img390.imageshack.us/img390/4371/monotonnc1.jpg" alt="" width="117" height="107" /></a>ADI YUNUS SOYADI ÖZYAVUZ RAP DÜNYASINDAKİ ADI Sagopa Kajmer DJ ADI MIC CHECK İLK DJ ADI RAPPER M.C (Rapper Mic Check)<br />
MAHLASI</p>
<p><span id="more-546"></span></p>
<p>Kaf Kef, Evliya-i Rap, Küheylan, Yasli Çocuk, Karizmatik Emmi, Melodrama ve daha birçok kendine ithafi.<br />
BRANŞI Rap<br />
İHTİSASI Dj-produktor-<br />
M.C DENEYİMLERİ Türkiye&#8217;nin en büyük yabanci müzik radyolarinda Dj lik ve müzik direktörlügü<br />
BON&#8217;SERVIS Power Fm, Number One Fm, Metro Fm, Radio 2019, Quasar FM, Radio Contact<br />
İLK İŞİ VE SENESİ Radyo Dj ligi-1992 / Samsun İLK PİKABI Grundig-belt drive dual head (aile yadigari)<br />
İLK PLAĞI VE SENESİ Carlos Santana &#8211; Black Magic Woman Double LP (vefat eden dayisinin Yunus&#8217;un dogumu serefine aldigi plaktir ve çok özeldir)<br />
ÇOCUKLUK VE MÜZIK Boney.M, Sugarhill Gang, Joe Bataan, Freddie James, Barry White,Isaac Hayes, Bee Gees, Chic, Modern Talking, C.C.Catch, Bad Boys Blue, James Brown, Afrika Bambaataa, Run DMC, Kurtis Blow, L.L.Cool J, Ice.T vs&#8230; (Liste bir hayli kabarik)<br />
ALDIGI ILK ALBÜM Run DMC &#8211; Raising Hell ALDIGI 2. ALBÜM Boogie Boys &#8211; Romeo Knight<br />
ILK MÜZIK SETI Universum (Old School-1985)<br />
ÇOCUKLUK ETKILESIMLERI Boogaloo Shrimp, Shabba Doo, Michael Joe Jackson, James Brown, Jam Master Jay, Grandmaster DST, Afrika Bambaataa &amp; Soulsonic Force, Grandmaster Flash, Prince, Ice-T, Ömer Karacan, Aykut Sporel, Engin Arman, DJ Hakan Gündüz, Marangoz Ibrahim (Ilk break Dance hareketini -smurf wave- Yunus&#8217;a gösteren degeri çok yüksek biri) Savas Abi (Ilk chopper dönüsünü Yunus&#8217;a ögreten kisi), Diether Bohlen, Afrika Islam, Public Enemy, Skinny Boys, Scott La Rock, Krs, Premier ve Guru vs&#8230;.<br />
EN SEVDIGI RAP GRUPLARI (80&#8242;ler) Run DMC, Public Enemy, Boogie Down Productions, Gangstarr, Skinny Boys, Ultramagnetic MC&#8217;s, Sir Ibu, De La Soul, Soulsonic Force, Ryhme Syndicate, Whodini<br />
EN SEVDIGI RAP SANATÇILARI (80&#8242;ler) Chuck D, Ice T, L.L, Krs, Cube, Kool Keith, Rakim vs&#8230;.<br />
EN SEVDIGI RAP ALBÜMLERI (80&#8242;ler) Public Enemy&#8217;nin Fear Of A Black Planet ve diger tüm albümleri, Boogie Down Productions&#8217;in tüm albümleri, Run DMC &#8211; Tougher than Leather ve Raising Hell albümleri, Mantronix &#8211; In Full Effect, L.L.Cool J &#8211; Radio, Ice-T &#8211; Power, Afrika Bambaataa &amp; Soulsonic Force &#8211; Planet rock, Eric.B &amp; Rakim &#8211; Paid In Full ve Follow The Leader albümleri, Ultramagnetic Mc&#8217;s &#8211; Critical Beatdown ve diger albümleri, Gangstarr &#8211; Step in the arena ve diger tüm albümleri vs&#8230;<br />
EN SEVDIGI RAP GRUPLARI (90&#8242;lar) Das EFX, Mobb Deep, Organized Konfusion, The Beatnuts, D.I.T.C., Extra Prolific, Group Home, Dwellas, Freestyle Fellowship, Cypress Hill, Artifacts Company Flow, Fu-Schnickens, Pete Rock &amp; CL Smooth.vs (Liste kabarik)<br />
EN SEVDIGI RAP SANATÇILARI (90&#8242;lar) Pharoahe Monch, Mikah 9, Aceyalone, Diamond.D, Juju &amp; psycho Less, Redman, Pete rock, Nas, Jay-z vs&#8230;.(Liste Kabarik)<br />
EN SEVDIGI RAP ALBÜMLERI (90&#8242;lar) Organized Konfusion &#8211; Stress agenda ve debut LP, Nas &#8211; Illmatic, Jay-z &#8211; Reasonable doubt, cypress Hill tüm albümleri, Freestyle Fellowship tüm albümleri vs&#8230;<br />
İLK SOLO Sözlerim Silahim 1998<br />
İLK EP 1999 &#8211; Pesimist<br />
EP 1 İLK ŞARKI Duman (Sözlerim Silahim &#8211; 1998)<br />
İLK KONSER Izmir &#8211; Fuar / 1998<br />
AKILLARA KAZINAN ILK SÖZLERI &#8220;Seni beni ezenlere sözlerim silahim&#8221;, &#8220;Kuytu Köselerde ruhunu satma&#8221;, &#8220;Bak evlat aliskanliklarini bir kenara at&#8221; vs&#8230;<br />
YERALDIĞI İLK PROFESYONEL ALBÜM Yeralti Operasyonu karma albüm (yapim 1998)<br />
KIRILMA NOKTASI Sene 2003/ Bir Pesimistin Gözyaslari Double<br />
LP MÜZIKTE ILKOKUL Sözlerim Silahim (1998)<br />
MÜZIKTE ORTAOKUL Ihtiyar Heteyi (2001)<br />
MÜZIKTE LISE Sagopa Kajmer LP (2001-2002)<br />
MÜZIKTE ÜNIVERSITE Bir Pesimistin Gözyaslari Double LP (2003)<br />
MÜZIKTE MASTER Gora Soundtrack (2004)<br />
MÜZIKTE DOKTORA Romantizma (2005)<br />
MÜZİK MAESTRO &amp; PRODÜKSYON Kolera &#8211; Karantina Embriyo, Dr Fuchs &#8211; Huzur N Darem, Ceza &#8211; Med-Cezir (tamami), Ceza &#8211; Rapstar (birçok beat), Kafile Turk Rap Karma ve daha birçok albüm<br />
İLKLER Türkiye&#8217;nin ilk Double Rap albümünü yapti. (Ilk kez bir albümde sözler ,sanatçi tarafindan kendi el yazisiyla yazilan bir not defteriyle verildi). Türkçe sözlü Rap müzigi adina Türkiye çapinda ilk büyük ödül Vasiyet sarkisiyla Sagopa Kajmer&#8217;e verildi. Türk Rapi ilk kez dünya çapinda gösterilen ve ülkede gise rekoru kiran bir filmde yer buldu. Film Cem Yilmaz&#8217;in G.O.R.A&#8217; siydi. Ilk Turntablism bu soundtrack deki goradramaturnz de yer buldu. Bu bir ilktir. Ve tabii ki rapte Pesimist-karamsar ve melankolik akimi baslatti.<br />
SAYGI DUYDUKLARI Orhan Gencebay, Nur Belda Yoldas, Ergüder Yoldas, Baris Manço ve Kurtalan Express, Salim Dündar, Nüket Duru, Mazhar Alanson, Misirli Ahmet, Hasan Cihat Örter, Aykut Sporel, Engin Arman, Hakan Gündüz, Ömer Karacan.<br />
İLK İLHAM KAYNAĞI Babasi Mehmet Özyavuz<br />
EN SEVDİĞİ TURNTABLE Vestax ve 1200 technics<br />
EN SEVDİĞİMIXER vestax PMC serisi ve Rane<br />
EN SEVDİĞİ PIKAP İĞNESİ Shure m-44/7<br />
EN SEVDİĞİ DJ&#8217;LER Q-bert, Mixmaster Mike, Mike Boo, Ricrukka, Pfl, D-styles, Dj Flare, Dj Shadow, Toadstyle, Ned Hoddigs, Craze, A-trak<br />
EN SEVDİĞİ YEMEK Musakka &amp; pilav, kentucky fried chicken hot wings &amp; kolslovvvv, balik, satir köfte, her türlü meksika ve türk mutfagi, manti hmmmmmmmm.<br />
EN SEVDİĞİ SÖZÜ Hepsi kendisine ayni lezzette geldigi için her biri özel.<br />
EN SEVDİĞİ İÇECEK Su EN SEVMEDİĞİ ŞEYLER Içkiye karsi çok kati. Içmez ve nasil içilebildigini merak eder. Sakatat için de ayni sey geçerli, hiç sevmez. Çok kola ve kahve içeni sevmez. Israrciliktan ve ganimetçilikten hele hele yalani yurt edinmisten tiksinir. Çikarcilari sevmez.<br />
BECERİLERİ Scracth, her türlü yemegi profesyonelce yapar, dereceli bir break dance icracisidir. Birkaç dakikada bir yigin hotwings yer, çok güzel hicveder. Türk kahvesini de bol köpüklü yapar ve kahve sevenlerin gönlünü de alir. Farsça bilir, üniversite hazirlik Türkce sorularini güleh güleh çözer, dilbilgisini bilir. SEVDİĞİ FİLMLER Koleranin bölümündekilerle aynidir hemen hemen, eklenecek birseyler varsa o da Breakin 1984 ve Beatstreet dir.<br />
EFSANELERİ Michael Jackson, James Brown, Chuck D, Baris Manco, Nur Belda Yoldas, Orhan Gencebay Videolari = http://tr.netlog.com/go/explore/videos/videoid=972994</p>
<img src="http://ufoss.com/?ak_action=api_record_view&id=546&type=feed" alt="" /><h3  class="related_post_title">Benzer Konular</h3><ul class="related_post"><li>Benzer Konu Basligi Bulunamadi</li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ufoss.com/sagopa-kajmer-kimdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Recep Yazicioglu &#8211; Efsane valinin bilinmeyen öyküsü</title>
		<link>http://ufoss.com/recep-yazicioglu-efsane-valinin-bilinmeyen-oykusu/</link>
		<comments>http://ufoss.com/recep-yazicioglu-efsane-valinin-bilinmeyen-oykusu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Sep 2008 08:48:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ufoss</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kim Kimdir?]]></category>
		<category><![CDATA[aykiri vali]]></category>
		<category><![CDATA[bilinmeyen oykusu]]></category>
		<category><![CDATA[efsane vali]]></category>
		<category><![CDATA[erzincan]]></category>
		<category><![CDATA[recep yazicioglu]]></category>
		<category><![CDATA[siradisi vali]]></category>
		<category><![CDATA[suikast]]></category>
		<category><![CDATA[super vali]]></category>
		<category><![CDATA[Trabzon]]></category>
		<category><![CDATA[zipkin vali]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ufoss.com/?p=497</guid>
		<description><![CDATA[Efsane valinin bilinmeyen öyküsü 03 09 2008 06:51 Recep Yazıcıoğlu, aramızdan ayrılalı 5 yıl oldu. Ve ailesi, sessizliğini ilk kez bozdu. Eşi Meryem Hanım ve kızı Rüveyda, sıra dışı valinin bilinmeyen portresini anlattı: Nursel Dilek&#8217;in haberi Yazıcoğlu ailesi, sessizliğini ilk kez Aksiyon’a bozdu. Süper vali… Efsane vali… Zıpkın vali… Aykırı vali… Sıra dışı vali&#8230;Türkiye’de vali [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://ufoss.com/wp-content/uploads/2008/09/valirecepyazicioglu.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-2279" title="valirecepyazicioglu" src="http://ufoss.com/wp-content/uploads/2008/09/valirecepyazicioglu-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Efsane valinin bilinmeyen öyküsü<br />
03 09 2008 06:51<br />
Recep Yazıcıoğlu, aramızdan ayrılalı 5 yıl oldu. Ve ailesi, sessizliğini ilk kez bozdu. Eşi Meryem Hanım ve kızı Rüveyda, sıra dışı valinin bilinmeyen portresini anlattı:</p>
<p>Nursel Dilek&#8217;in haberi<br />
Yazıcoğlu ailesi, sessizliğini ilk kez Aksiyon’a bozdu.<br />
Süper vali… Efsane vali… Zıpkın vali… Aykırı vali… Sıra dışı vali&#8230;<span id="more-497"></span>Türkiye’de vali dendiğinde akla ilk gelen isimdi Recep Yazıcıoğlu. Türkiye onu, sisteme, bürokrasiye, klasik devlet anlayışına karşı sert çıkışlar yapan, sözünü esirgemeyen biri olarak tanıdı. O ilk önce şen kahkahalarıyla dikkat çekti. <span style="color: #ffffff;">http://ufoss.com</span> Çünkü vali gülmez, fazla konuşmaz, bir imza atar, yazar geçerdi. Onun ise hiç eksik etmediği kahkahaları vardı. Aslında dünyaya karşı çıkışı bu kahkahalarının ardında gizliydi. Çoğu kişi yaşadığı şehrin valisinin ismini bilmezken, onu tanımayan yoktu neredeyse. Çünkü o hep halkın içinde, halkla birlikteydi. Kâh dağ başında, kâh valilik makamında, kâh azgın Fırat sularında. Takım elbiseyle gezdiği pek görülmezdi. Bir tişört ve şorttu en sevdiği kıyafeti. Aykırılığı kadar, ‘olmaz’ denilen projelere imza atmasıydı onu bilinir kılan. Ancak Türkiye’nin en genç valisi, genç yaşında ayrıldı aramızdan.</p>
<p>Beş yıl önce geçirdiği trafik kazasıyla hayatını kaybeden Vali Yazıcıoğlu, Köprü dizisiyle ekranlarda hayat buluyordu. Ayşe Kulin’in valinin bizzat kendisinden dinleyerek kaleme aldığı romanı, Yazıcıoğlu’nun en önemli projelerinden Köprü’yü konu ediniyordu. Peki, valinin hayatını ekran başından izleyen ailesi neler hissediyordu? O günleri nasıl anıyordu? Bu ve benzeri soruların cevabı için onların kapısını çaldık. Karşımıza acılı; ama Yazıcıoğlu soyadını gururla taşıyan bir aile çıktı. Ölümünün üzerinden 5 yıl geçmesine rağmen Meryem Hanım ve kızı, Recep Yazıcıoğlu’nun ölümüyle ilgili suikast ihtimalinin hâlâ akıllarında olduğunu söylüyor. Ziyaretimizde merak ettiklerimizin yanı sıra, Yazıcıoğlu’nun hayatının bilinmeyen yönlerini de öğrendik ailesinden. Eşinin ve kızının ağzından ilk kez dinledik onun hikâyesini.</p>
<p>DOĞUMLA KESİŞEN İLGİNÇ KADER</p>
<p>Sene 1948. Trabzon Sürmene’de bir recep ayı… Sürmene ilçesi Yılmazlar köyü Köprübaşı’nda İbişoğulları’ndan müftü Mustafa ve Fatma Yazıcıoğlu çiftinin ilk çocukları dünyaya gelir. İçinde bulundukları mübarek aydan ötürü baba, ‘Recep olsun’ der oğlunun adına. Evleri, ormanın arasında, patika yolun en ücra köşesindedir.</p>
<p>Sene yine 1948. Sürmene ilçesi Köprübaşı. Aylardan yine recep. Köyün diğer ucundaki yayla evi. Hasan ve Hatice Güneş’in bir kızı dünyaya gelir. Hasan Bey, köyün en zengin ağasıdır. Her şeyi vardır; ama bir oğlan çocuğudur gönlünden geçen. Pek belli etmez kimselere; velâkin “Karadeniz’de oğlan olmazsa bacalar tütmezmiş” sözü kulağındadır her daim. O gün atıyla yayla evine çıkarken önünü keserler ağanın: “Senin hanım yine kız doğurmuş.” “Hanım iyi mi?” diye sorar ağa. Önemli olan hanımıdır onun için. İyi olduğunu duyduğunda ferahlar içi. Yolunu kesenlere ise cevabı hazırdır: “Benim bir kızım bir de oğlum oldu. Oğlumun adı Recep. Kız kardeşim doğum yaptı. Kızımı kız kardeşime veririm. Böylece o da benim oğlum olur.”</p>
<p>Hasan Ağa, o gün yayla evine gittiğinde aynı şeyi söyler hanımına da. Recep onun da oğludur artık; hep ‘oğlum’ diye sever onu. Böylece Recep ve Meryem’in hayat arkadaşlığı doğar doğmaz başlar bir nevi.</p>
<p>RECEP, MERYEM VE ADNAN KAHVECİ</p>
<p>Recep ve Meryem, dayı-hala çocuklarıdır. İlkokulu beraber okurlar Köprübaşı’nda. Babası, Meryem’i Recep’e emanet eder. Recep de kendi gözünden bile sakınır onu. Yakın bir de arkadaşları vardır; Adnan. Gün gelecek Recep ile Adnan’ın kaderleri de birbirine benzeyecektir. Trabzon’dan çıkan iki önemli isim olacaklardır. Biri Maliye Bakanı Adnan Kahveci, diğeri Vali Recep Yazıcıoğlu. Recep, Adnan ve Meryem ilkokul üçüncü sınıfa kadar beraber okur. Recep onlardan daha çalışkan olduğu için sınıf atlar. Artık ayrı sınıftadır üç arkadaş. Meryem’in peşini bırakmaz Recep. Nereye gitse yanındadır. Onu kaybetmekten öylesine korkar ki birgün sırtına vurup kaçar Meryem’in. O yumruğun sevgiden olduğunu anlamaz Meryem. Kızar, küser, ağlar, isyan eder Recep’e… <span style="color: #ffffff;">http://ufoss.com</span></p>
<p>Kısa süre sonra Recep’in babası müftü olduğu için tayini Muğla Milas’a çıkar. Baba Yazıcıoğlu; Recep, Mustafa Sait, Leyla ve Selma’yı annelerine emanet edip gider Milas’a. Evin en büyük oğlu Recep için hayat başlamıştır artık. Odun kesip eve getirir, çayırları tırpanla keser, 10 kilometre uzaktaki değirmende mısır öğütür. Bir müddet sonra baba, onları da aldırır Milas’a. Meryem ve Recep’in ilk ayrılığı olur bu. Eşi Meryem Yazıcıoğlu çocukluk günlerini şöyle anlatıyor: “Bizim birbirimizi alacağımızı akrabalar söylerdi. Ben çok nazlanırdım onun karşısında. Beğenmez, havalara girerdim. Başka biriyle evleneceğimi söyleyip kızdırırdım onu. Onların tayini çıkınca uzun süre göremedim.”</p>
<p>Recep, Meryem’in sevgisini kalbine gömüp gider Milas’a. Onu en yakın arkadaşı Adnan’a emanet eder. Karadeniz’in uçsuz bucaksız serin yaylalarından, Ege’nin bu çok sıcak ilçesine gelir aile. Recep, ne zaman Meryem’i düşünse, içine bir sıkıntı düşse ve ne zaman çok sevinse atar kendini suya. Belki de “Beni bir tek ya dağlar ya da sular anlar” demesi bu yüzdendir.</p>
<p>BİR MÜHENDİS ÂŞIK OLDU KIZA, KAÇIRACAKLAR</p>
<p>Liseye gidinceye kadar göremez Meryem’i. Bir gün babasıyla çıkar gelir memlekete. İlk işi Meryem’i görmektir. Meryem’in babası ‘Oğlum geldi’ diyerek karşılar Recep’i. Meryem ise yüz vermez: “İçimde küçüklükten kalan bir korku var. O gün annem çağırdı, Recep geldi diye, ben de ‘Bana ne’ dedim. Sonra gittim ‘Hoş geldin’ deyip çıktım dışarı. Yanıma geldi, ‘Hoş geldin deyip gittin’ dedi. ‘Bu kadar yeter’ dedim. ‘İyi o zaman ben gidiyorum’ dedi. ‘Güle güle’ dedim…” Çocuklukta vurduğu yumruğun öcünü alır o gün Meryem. Ama Recep, ‘Beni bekle’ sözünü alamaz Meryem’den, döner Milas’a.</p>
<p>Ankara Hukuk Fakültesi’ni kazanır. Memlekete gelemese de mektuplarını yollar Meryem’e. Lamı cimi yoktur, alacaktır Meryem’i. En sonunda ikna eder, son mektubunda ‘tamam’ der Meryem. Üniversite imtihanlarından gelemez Recep köye. Kardeşinin eline bir yüzük, bir de inci kolye tutuşturur. O Ankara’da, Meryem Trabzon’da ayrı ayrı nişanlanırlar. Dört sene birbirlerini göremezler. Recep son sınıftayken bir mektup alır baba dediği dayısından: “Bir mühendis âşık oldu kıza. Peşini bırakmıyor. Camiye bile gidemiyorum, kızı kaçıracaklar diye. Gel al kızı.” Hemen atlar otobüse, köye gelir Recep. Bir nikâh kıyılır, apar topar getirir Meryem’i ailesinin yanına.</p>
<p>Gelinliği sevmediği için giydirmez Meryem’e. O da heves etmez zaten. Okulda çıkan boykotlar en çok onun işine yarar. Recep, Meryem’i görmek için yollarda geçirir bir seneyi.</p>
<p>SİLAH ZORUYLA AÇTIRILAN YOL</p>
<p>Yıl 1968. Çekingen, cılız, kimsenin yüzüne bakmadan konuşan Recep, maiyet memurudur (kaymakam vekili) artık. Görev yeri ise Aydın’dır. Altı ay boyunca ildeki bütün kurumlarda görev yapar. Mevzuatları inceler. Neler yapıldığını, müdürlerin nasıl çalıştığını, memur psikolojisini öğrenmeye çalışır. İlk iş, ilk deney, ilk görev her röportajında dile getireceği bir şeyi öğretir ona: “Bürokrasi hastalığı.” Halka karşı sert olmak, halka tepeden bakmak, işi yokuşa sürmek, vatandaşı engellemek, bugün git yarın gel anlayışı yani… Bürokrasi hastalığına karşı belki o zamanlarda bir nefret uyanır içinde. Ancak her zaman ‘Bu sistem değişmeli’ der Yazıcıoğlu. Ona göre bürokrat halka karşı değil, devlete karşı sorumludur. O dönemlerde yaptığı çıkışlarla farklı olacağının sinyallerini verir genç kaymakam vekili: “Her şeyin devletten beklenmemesi gerektiğini söylüyordu. Onun derdi sistemleydi. Hep bu sistem değişmeli derdi. Çünkü sistem değişirse, Türkiye değişecekti.”</p>
<p>Yazıcıoğlu’nun sistemle başa çıkma yarışı başlar artık. Her gittiği ilde çıkışlarıyla dikkat çeker. Halkın içindedir çoğu zaman. Bu da onu ‘farklı’ kılan en önemli özelliği. Aslında onun farklılığı sıradan olmasında yatar. Kaymakam vekilliğinde tecrübesi artınca Ankara’ya kaymakamlık kursuna çağrılır. Başarıyla tamamladığı kurstan sonra nihayet kaymakamdır Recep Yazıcıoğlu. İlk kaymakamlık deneyimini Rize Kalkandere’de edinir. Eski adı Kanlıdere’dir ilçenin. Sürüp giden kan davalarından dolayı bu ismi almıştır. 12 Mart Muhtırası o dönemde gerçekleşir. Ve sıkıyönetim ilan edilir ülkede. Türkiye genelinde yaşanan bu gerilimli havadan Kalkandere de nasibini alır. Çiçeği burnunda kaymakam da başına geleceklerden habersizdir: “Biz Kalkandere’ye gelmeden önce bir yol açılmış. Yol bir yere gelmiş, bir yerden sonra tıkalı. Halk yolun açılmasına, yaylalarından geçilmesine müsaade etmiyor. Kaymakam Bey de silah zoruyla yolu açtırdı.” O gün evden savaşa gider gibi çıkar kaymakam. Bir greyder, bir de gangster gibi cesaretli birini ister yanına. Bir taraftan ağaçlar, diğer taraftan mısırlar kesilir. Gürültüyü duyan halk koşar gelir. ‘Arazimiz gasp edildi’ diyerek bağırmaya başlar. Adamın biri bir kaya parçasını alarak üzerine yürür kaymakamın. Ancak cebinden çıkarttığı silahı dayar çenesine. Türkiye’de ilk kez bir yol silah zoruyla açılır. Ve kaymakam Recep Yazıcıoğlu ilk kez yetişemez cuma namazına.</p>
<p>Daha ilk kaymakamlığında politikacılarla çatışma yaşar ve tayini çıkarılır. Tayinin çıktığını öğrenip eve geldiğinde ise neden gönderildiğini şöyle anlatır eşine: “Hanım, biz hiçbir zaman el etek öpmedik, başımız dik, alnımız ak görev yaptık. Mükâfat olarak Adana-Bahçe’ye sürdüler.” Politikacılarla kavgası ilden ile sürükler onu. Sırasıyla Ağrı-Hamur, Çanakkale-Ayvacık, Hatay-Kırıkhan, Çorum-Alaca ve Bolu-Akçakoca’da kaymakamlık yapar. Ancak her gittiği yerde bir Recep Yazıcıoğlu değişimi yaşatır.</p>
<p>KAHVEHANELER OKUMA SALONU OLDU; EVREN YAŞI KÜÇÜK DİYE REDDETTİ, ÖZAL VALİ YAPTI</p>
<p>Değişim aslında, Yazıcıoğlu için sıradan olanı yapmak, sıra dışı bürokrasiyi reddetmektir. Makamının kapılarının ardına kadar açık olması da bu yüzdendir. Alaca Kaymakamı iken ilk defa makam odasına “Kapıyı vurmadan girin” şeklinde bir yazı asar. Halk ilk kez böyle bir şeyle karşılaştığı için kapının boyalı olduğunu zanneder. Yazı, uzun süre kapıda asılı kalınca herkes anlar kaymakamın niyetini. Son kaymakamlık yeri Bolu-Akçakoca’da adından söz ettiren çalışmalara imza atar Yazıcıoğlu. Kahvehaneleri kıraathaneye dönüştürerek okuma salonları açar, Akçakoca’nın çehresini değiştirir: “Akçakoca’da bir seferberlik başlatmıştı. Herkes evindeki kitapları kahvehaneye taşımaya başladı. İlçede yıllardır devam eden kaçakçılığın önüne geçti böylece.”</p>
<p>Kaymakam Recep Yazıcıoğlu 30 yaşlarına gelmiştir artık. Gittiği çoğu ilçede yaptığı hizmetler Ankara’dan duyulup hükümetin dikkatini çeker. Akçakoca’da kaçakçılığın önüne geçmesi, pislikten geçilmeyen fırınların temizlenmesi derken hakkında anlatılanlar dönemin başbakanı Turgut Özal’a kadar ulaşır: “Başbakanlık müsteşarı Hasan Celal Güzel, Özal’a ‘Tam istediğiniz biri’ diye tanıtmış kaymakam beyi. Özal da “O zaman git çalışmalarını izle, bana haber ver” demiş. Güzel, Ankara’ya döndüğünde kaymakamın çalışmalarını heyecanla anlatır Başbakan’a. Özal’ın direktifi ile valiler kararnamesine alınır Recep Yazıcıoğlu. Ancak dönemin cumhurbaşkanı Kenan Evren ‘yaşı küçük’ diyerek itiraz eder duruma. Recep Yazıcıoğlu’nun vali olması kararı Köşk’le krize neden olur. Aradaki buzlar ancak altı ay sonra erir. Sonunda 36 yaşındaki Recep Yazıcıoğlu, Türkiye’nin ‘en genç valisi’ olarak Tokat’a tayin edilir.</p>
<p>DEVLET-MİLLET EL ELE</p>
<p>Tokat’ta ilk işi eğitim alanında çalışmalar yapmak olur. Gerisini Meryem Hanım’dan dinliyoruz: “Tokat’a gittiğimizde köylerdeki çocuklar ahır gibi yerlerde okuyorlardı. Bunları izleyince hemen bir okul kampanyası başlattı. Devletten para gelmesini beklemezdi. Halkla birlikte para gelmeden işe başlardı. Kısa sürede 3-4 bin derslik açıldı.” Yazıcıoğlu Tokat’ta görev yaptığı beş yılda ‘devlet-millet el ele’ sloganıyla okulsuz köy bırakmaz. Yaptığı her okulda bir vali gibi değil, şantiye şefi gibi çalışır. Bakanlığın ödediği küçük meblağ henüz yoldayken o çimentoyu, demiri, pahalanmasını beklemeden depoya aktarır.</p>
<p>Önceleri tepki gösteren, çekinenler, sonraları onu takdir etmeye, kente can veren vali olarak anmaya başlar. Görev yaptığı yıllar Tokat’ın altın yılları olarak tanımlanır. Karakola ‘pembekol’ demesi, kola yerine süt için kampanyası, kepek ekmeğini önermesi onu dikkat çeken isim yapar. Yaptıkları Devlet Planlama Teşkilatı’na model, üniversitelere ise doktora tezi olur.</p>
<p>TOKAT’IN DÖRDÜNCÜ MURAT’I, YILIN BÜROKRATI</p>
<p>Sıra dışı, efsane, süper vali isimlerinin arasına valiliği döneminde ‘Dördüncü Murat’ lakabı da eklenir. Resmî dairelerde belli saat ve yerler dışında sigara, çay ve kahve içmeyi, kahvehanelerde kâğıt ve o*** oynamayı yasaklar. Bu yasak ve sınırlamaların yanında bir de bildiri yayımlar kentte. İçkili yerlerde kişi başına bir küçük şişe rakı veya üç şişeden fazla bira içilmeyeceğini duyurur. Bu nedenle Tokat’ta adı artık ‘Dördüncü Murat Recep Yazıcıoğlu’dur. Ancak kendisine atfedilen bu lakap, diğer isimlerinin yanında onu pek hoşnut etmez.</p>
<p>Kızı Rüveyda Durmaz Yazıcıoğlu’na göre babasının böyle bir kampanya başlatmasının altında yatan amaç ise aslında çok başkadır: “Babamın makamının kapıları açılınca kadınlar da gelmeye başladı. Özellikle kocasından dayak yiyenler. Baktı ki bir sürü kişi içki yüzünden Tokat’ta kocasından dayak yiyor. Babam da içkiyi yasakladı. Ama Ankara’dan çok tepki aldı.” İlk defa bir valinin sesini yükseltmesi Ankara’nın hoşuna gitmez. Ancak gelen tepkiler yıldırmaz valiyi. Halktan gelen destek ise kararlılığını artırır.</p>
<p>Hürriyet’in ‘Dördüncü Murat’ başlığıyla yayımladığı haber uzun süre canını sıkar valinin: “Ben Dördüncü Murat değilim. 20. yüzyılda Dördüncü Murat’ın işi ne? Hem o içkiyi yasaklamış, kendisi içmiş, ben içmiyorum ki. Ben halkın sağlığını düşünüyorum.” diye hayıflanır eşine. O gün eve geldiğinde suratı asıktır. Eve gelen telefonlar ise doğru bir iş yaptığının göstergesidir: “Zile’den hanımlar arayıp valinin elini öpmeye, ona teşekkür etmeye geleceklerini söylediler. Aylardır kocalarının eve uğramadığını, yasak sayesinde eve gelmeye, çocuklarıyla ilgilenmeye başladıklarını anlattılar. Bu, onu çok sevindirdi.” Tokat’ta kısa sürede yaptığı hizmetler yılın bürokratı unvanını kazanmasını sağlar. Evinin başköşesini süsleyen bu ödülün altında verilme nedeni olarak şöyle yazar: “Türkiye’nin en genç valisi olmasına karşın Tokat’ta döneminde yapılan ilkokul ve sağlık ocağı sayısının Cumhuriyet döneminden fazla olması!”</p>
<p>YAZICIOĞLU’NDAN TURGUT ÖZAL’A: ÜSTSÜZLERE KARŞI BİR HATA MI YAPTIK?</p>
<p>Tokat’ın Dördüncü Murat’ı 41 yaşındadır artık. Ancak hoşlanmadığı bu lakap peşini bırakmaz Yazıcıoğlu’nun. Her gittiği ilde ‘yasakçı vali geldi’ diyerek karşılanır. İkinci görev yeri Aydın’da da durum farklı değildir. Aydın’a gitmeden önce yeni valiler Özal’ı ziyaret eder. Makamına gelen valilere Özal’ın nasihatleri vardır. Yazıcıoğlu’na doğru bakarak, “Yeni illerinizle eski illerinizi karıştırmayın. Tokat’ta bu işler eli sopalı yapılır ama Aydın’da üstsüzler var.” der. Yazıcıoğlu da “Biz eli sopalı iş yapmadık. Adımız Dördüncü Murat’a çıktı, biz halkla gönül bağı kurduk.” der.</p>
<p>Tokat’ta uygulamaya koyduğu eğitim ve sağlık seferberliğini burada devam ettirir süper vali. Aydın halkı alışık değildir böyle bir valiye. Yaptırmaya alışık oldukları istekleri, tayin talepleri ters tepince soluğu Ankara’da alır çoğu. Yeni Başbakan Mesut Yılmaz ise bu tepkilere bigâne kalmaz. İzmir veya İstanbul valisi olacağı kulaktan kulağa yayıldığı günlerde Erzincan’a gönderilir Yazıcıoğlu: “O gün ilk işi Özal’ı aramak oldu. ‘Üstsüzlere karşı bir hata mı yaptık da defterimizi dürdünüz?’ diye çıkışmıştı.” İki yıl görev yaptığı Aydın’dan Erzincan’a gider Yazıcıoğlu. Aslında Mesut Yılmaz istemeden de olsa ona bir iyilik yapmıştır. Yıllar sonra Erzincan’ı Erzincan yapacağı ve siyasete girmesi için politikacıların peşinden koşacağı bu ismi, kendince sürgüne göndermiştir. Ancak Vali Yazıcıoğlu, sürgün yerinden efsane olmayı başararak çıkacaktır.</p>
<p>ŞEHRE BİR VALİ GELİR, ŞEHİR DEĞİŞİR</p>
<p>Valinin Aydın’dan ayrılmasına üstsüzler değil, politikacılar sebep olur. Zaten hiç sevmediği siyaset, yine canını sıkar. Daha başladığı projeleri gerçekleştiremeden Erzincan’a gitmenin acısını yaşar. Ama yeni il, yeni projeler demektir. Bir puzzle gibidir şehirler onun için. Doğru zamanda, doğru kareyi yerine koymak, eksiksiz olarak tamamlamak için çabalar durur. Gittiği her ilde yaptığı gibi ilçeleri ve köyleri tek tek gezerek işe başlar. Erzincan’ın neye ihtiyacı olduğunu anlamak için saha taraması yapmak, halkın içine karışmak en doğru yöntemdir.</p>
<p>Ancak daha görevinin ilk yıllarında Erzincan’da meydana gelen deprem, hem şehri hem de valinin hayallerini yerle bir eder eşinin tabiriyle: “O gün Ankara’ya bir seminere gitmişti. Ben de Erzincan’daydım. Hemen arayıp iyi olduğumuzu söyledim. Ancak Erzincan yerle bir olmuştu.”</p>
<p>Vakit kaybetmeden Erzincan’a hareket eder vali. 6,8 büyüklüğündeki depremden geriye, yıkık dökük binalar, üstü örtülü cesetler kalır. Gördüğü manzara karşısında o da kalır enkaz altında. Günlerce bir bisküvi ve çayla valilik binasında sabahlar. Cumhurbaşkanı, başbakan, bakanlar, vekiller… Hepsinin dilinde aynı şeyler terennüm eder: “Sabırlı olun, yaralar sarılacaktır!” Ne var ki Yazıcıoğlu her şeyin devletten beklenmeyeceğinin bilincindedir. Yine halkla birlikte bu yükün altından kalkmaya çalışır. Erzincan’daki ilk sınavını depremle veren vali, şehri sekiz ayda ayağa kaldırır. Erzincan’da deprem sonrasında edindiği tecrübeler ve şehri kısa zamanda hayata döndürmesi Marmara Depremi’nin yaşandığı günlerde adının sıkça anılmasına sebep olur: “Marmara Bölgesi’ne deprem valisi olarak gitmek istiyordu. Ancak devlet kendisine böyle bir teklif bile sunmadı.”</p>
<p>‘BAŞBAĞLAR KATLİAMI’NDA KOMANDO BİRLİĞİ İSTEDİ, GÖNDERİLMEDİ’</p>
<p>Yıl 1993. Aylardan temmuz. Erzincan’ın gündeminde depremden sonra terör vardır. Sabaha karşı çalan telefon ona insanın insana karşı yaptığı en akıl almaz vahşetlerden birini haber verir: “Sayın valim, Başbağlar’da katliam olmuş!” O gün evi arayan Erzincan kaymakamıyla birlikte Başbağlar köyüne doğru yol alır. Gördüğü manzara karşısında dehşete düşer. Kadın, erkek, çoluk, çocuk… Camiye toplanıp katledilmişlerdir. Duvara bir de yazı asılmıştır: “Bu, Sivas’ın misillemesidir. Devam edecek.”</p>
<p>Vali Yazıcıoğlu, Erzincan’da giderek tırmanan terörü önceden hissetmiş ve Ankara’dan bununla ilgili bir komando birliği gönderilmesini talep etmiştir. Ancak terörde Erzincan’ın önceliği olmadığı söylenerek bu isteği reddedilir. Vali depremin yaralarını henüz yeni sarmışken bu kez de terör belası vurmuştur şehri: “Başbağlar’a zaten çok sık giderdi. Gece bir kalkardım Vali Bey yerinde değil. ‘Neredeydin?’ diye sorardım. ‘Köyleri dolaştım, terörist avına çıktım’ derdi. Çoğu zaman cipine atlayıp koruma almadan en ücra köylerde dolaşırdı. Jandarmadan, emniyetten haber geldiğinde o da çatışmaya giderdi.” Bazı köyler onun sayesinde ilk kez bir vali görür. Onun da kendileri gibi bir insan olduğunu, aralarında kocaman duvarlar olmadan sohbet edebilmenin, derdini anlatabilmenin ***fini yaşar halk. Katliamın bu köyde yapılmasının sebebi, şehirle arasında köprünün olmamasıdır. Başbağlar Katliamı, valiye hayatının projesinin kararını verdirir.</p>
<p>DEVLET 30 YIL YAPAMADI, KÖPRÜ SEKİZ AYDA BİTTİ</p>
<p>Erzincan’da gerçekleştirmek istediği iki büyük hayali vardır valinin. Birisi yıllardır siyasilerin gelip gidip nutuk attığı, ancak 30 yıldır gerçekleştirmediği köprü. Diğeri ise Kemaliye ilçesini İç Anadolu’ya bağlayan, Ankara ile arasındaki mesafeyi 220 kilometre kısaltan Taşyol. Vali’nin iki projesi o günlerde ailesinden ve Erzincan’dan biraz uzaklaşmasına sebep olur: “O Kemaliye’yi Karadeniz’e benzetirdi. Erzincan’la arasında 4 saatlik mesafe olmasına rağmen çok sık gidip gelirdi. Hatta artık kendisinden kuşkulanıyordum. Her gün sekiz saatlik yol gelip gidiyorsun diye kızıyordum. O da ‘Kemaliye kayalarında bir hanım var, onu görmeye gidiyorum’ derdi. Ben de ‘Gelir o kadını kayalardan aşağı atarım’ derdim.” Vali’nin Kemaliye ziyareti memleket havasını burada bulmasından ziyade, ‘Hayatımın projesi’ dediği ve gün gelecek romana, diziye konu olacak ‘Köprü’yü inşa etmektir aslında.</p>
<p>Ne var ki Kemaliye’nin kaderinde köprüsüzlük, yıllardır çözüm bulamayan en önemli sorundu. Keban Barajı’nın yapımı nedeniyle Fırat Nehri’nin köprüyü yutması, ulaşımın 30 yıl boyunca feribot ve salla yapılmasına neden olmuştu. Köprünün olmaması 23 köyün bağlantısının kopmasına, buralarda terör olaylarının artmasına yol açmıştı. Ve göl kenarında doğum yaparak ölenler, hastaneye yetişemeyip hayatını kaybedenler&#8230; Bu nedenle köprü, hem Erzincan’ın hem de valinin hayatının projesi anlamına geliyordu. Ancak devletin 30 yıldır yapamadığı bu inşaatı yapmak onun için de kolay olmayacaktı.</p>
<p>1 TRİLYON YERİNE 300 MİLYAR</p>
<p>Gece gündüz göl kenarında yatar vali. Şantiye şefliğini burada da sürdürür. 30 yıldır devletin sadece bakıp gittiği yerde bir devlet adamının üzerinde şortu, yalınayak çalışması umutlarını artırır herkesin: “Eve gelirdi, sıcaktan dudakları çatlamış, kan akıyor. ‘Bu köprü bitecek hanım, ben bunun altından kalkacağım. Gerekirse gece gündüz çalışacağım’ derdi. Köprü bittiğindeki heyecanını hayatım boyunca unutamam.” Fırat’ın iki yakasını birbirine bağlayan Başpınar Köprüsü, 22 köyün çeyrek asırlık hasretini bitirir. Vali köprünün yerine yerleştirildiği üç gün boyunca oradan ayrılmaz.</p>
<p>Devlet köprünün yapımı için bir yıl önce 1 trilyon maliyet çıkarır valiye. Özel İdare, merkezden gelenler, yöre halkından toplanan para derken 300 milyara mal olur köprü. Hayatımın projesi dediği köprü ona yaşamının en anlamlı işi olarak ve dualarla geri döner.</p>
<p>APO GEL BERABER RAFTİNG YAPALIM!</p>
<p>Köprünün yapılması, köylerle bağlantının kurulmasına, bu sayede terörün azalmasına vesile olur. Ancak köprü, Erzincan halkına valinin pek bilmediği bir yönünü de gösterir. Yıllardır ocaklar yıkan azgın Fırat, artık valinin rafting yaptığı bir spor alanı hâline gelir. Başbağlar katliamıyla anılan Erzincan’ın çehresini yaptığı sporlarla değiştirmeye çalışır vali. Hatta Erzincan’ın terörle anılmasına mâni olmak için sık sık demeçler verir gazetelere: “En çok sevdiği sulardı. Hayatla boğuşur gibi sularla boğuşurdu. Terör onu korkutmazdı. ‘Apo, gel beraber rafting yapalım’ diye demeç bile verirdi.”</p>
<p>Vali Yazıcıoğlu, Erzincan için hayal ettiği çoğu projeyi hayata geçirir. Devletin ‘olmaz’ dediği işleri oldurur. Daha çok iş yapmaya, daha çok proje üretmeye çalışır. O dönemler emniyet müdürlerinin vali olarak atanması biraz kızdırır Vali Yazıcıoğlu’nu. ‘Polisten vali olmaz’ diyerek tepkisini gösterir Ankara’ya. Ancak sert çıkışları Ankara’yı yine rahatsız eder: “Evde otururken gece 12 gibi bir telefon çaldı. Arayan gazetecilerden biriydi. ‘Sayın valim merkeze alınmışsınız’ dedi. O da ‘Biz zaten valiliği bitirdik, hayırlı olsun’ dedi. O gece çok ağladım.”</p>
<p>Terfi etmesi beklenirken 9 yıl görev yaptığı Erzincan’dan merkez valiliğine alınır Yazıcıoğlu. Aileye belli etmese de hazmedemez durumu. Ankara’ya geldiğinde üzüntüsü yüzüne vurur, kilo verir hızla. Kendisini Türkiye’yi dolaşmaya, konferans vermeye, derdini anlatmaya adar. Üç yıl kaldığı Ankara’da siyasi teklifler de peşini bırakmaz Yazıcıoğlu’nun.</p>
<p>SEN BAŞKAN OLURSAN PARTİYE GİRERİM</p>
<p>Vali Recep Yazıcıoğlu içinde bulunduğu ortama ve halkın sevgisine rağmen hiçbir zaman siyasete girmeyi düşünmez. Neden siyasete girmediğini soranlara ise cevabı hazırdır: “Ben tek başıma bir partiyim. Partinin yaptığı bir yanlış benim yanlışım anlamına gelir. Ben kaldıramam. Parti valisi de olmam, partici de.” Görev yaptığı yıllarda Anavatan ve Doğru Yol Partisi’nden teklif alır. 2002 yılında ise AK Parti’den&#8230; Ancak o mevcut çarkın içinde yok olmaktansa halkın gönlünü fethetmeyi yeğler.</p>
<p>Siyasi arenada onun güvendiği tek isim vardır o da kader arkadaşı Adnan Kahveci: “Bir gün eve gelip, siyasete gir, dedi. O da, ‘Sen genel başkan olursan girerim’ dedi. Ama böyle bir ortam oluşmadı.” Elinin tersiyle ittiği siyasi teklifler, onu siyasete çekemez hayatı boyunca. 3,5 yıl merkez valiliği yapan Yazıcıoğlu, neden alındığını soranlara, ‘Erzincan’daki çalışmalarımın mükâfatı’ der. Valinin son görev yeri ise Denizli olur. Denizli’ye tayin edildiğinde tekrar aktif valiliğe dönmenin heyecanıyla proje üretmeye başlar. Ancak gözlerindeki rahatsızlık onu işlerden biraz alıkoyar.</p>
<p>BENİM SONUM YOLLARDA OLACAK</p>
<p>2 Eylül 2003&#8230; Bir süredir çift görme rahatsızlığı yaşayan vali, Ankara’ya gidip muayene olma niyetindedir. Devletin malını hiçbir şahsi işinde kullanmadığı için o gün makam arabasını da almak istemez. Kendi aracını hazırlamasını ister şoföründen. O gün Ziraat Odası Başkanı Haldun Tellioğlu kendisini arayarak birlikte gitmeyi teklif eder. Tellioğlu, ‘Valime Mercedes yakışır’ diyerek arkadaşından arabasını ödünç alır. Kendi kullanamayacağı için çaycısını görevlendirir. Vali Bey’in evine geldiklerinde ısrarla Mercedes’le gitmelerini ister. Vali de ısrara dayanamaz ve tamam der: “Adnan Kahveci’yi trafik kazasında kaybettiğimizde ‘Benim sonum da yollarda olacak’ dedi. Bu yüzden ne zaman arabayla bir yerlere gitse içimde hep bir endişe vardı. O gün aynı tedirginliği yine hissettim.”</p>
<p>Vali Bey’i taşıyan araç Ankara’ya 36 kilometre kala Temelli yakınlarında aşırı hızdan dolayı takla atarak duvara çarpar. Ziraat Odası Başkanı olay yerinde hayatını kaybeder, trafik raporuna göre de Recep Yazıcıoğlu araçtan fırlamıştır. Aracı kullanan kişi ise kazadan yara almadan kurtulur. Haber önce İzmir’deki kızına verilir valinin. Aile apar topar Ankara’ya gelir. Kaldırıldığı İbn-i Sina Hastanesi’nin önü, sevenleriyle dolup taşar. 55 yıldır taşıdığı yük, artık ağır gelir ona, daha fazla taşıyamaz. Vali Yazıcıoğlu, beş gün kaldığı yoğun bakımdan çıkamaz. Sürmene’de başlayan hayatı Ankara yakınlarında son bulur. Bir recep ayında geldiği dünyaya, yine bir recep ayında veda eder, Vali Recep Yazıcıoğlu.</p>
<p>Meryem Yazıcıoğlu’nun beş yıldır beynini kemiren bir soru var. Eşinin suikasta kurban gittiği iddiaları. Tehlikelerin üzerine cesurca giden birinin böylesi bir kazada hayatını kaybetmesini içine sindiremiyor Meryem Hanım. Aile birkaç kez bunun için araştırma yapmış; ama nafile. Kızı Rüveyda Hanım, babasının hızı sevmediğini, çift şeritli bir yolda böyle bir kaza ihtimalinin olmadığını dile getiriyor. Ailenin cevap bulamadığı sorular ise hâlâ akıllarını kurcalıyor: “Neden kendi arabasıyla gitmedi? Mercedes marka araba niye çaycıya emanet edildi? Takla atan ve iki kişinin öldüğü arabadan şoför, nasıl çizik almadan kurtuldu?&#8230;”</p>
<p>Vali Yazıcıoğlu’nun ölümü mevzu bahis olunca ailenin acısı bir kat daha artıyor. Yıllardır gün yüzüne çıkmayan soruların cevapları aranıyor. Ancak onlar, akıllarındaki sorulara cevap bulsa bile bunun kendilerini tatmin etmeyeceği görüşünde: “Biz zaten her şeyimizi kaybettik. Suikast olsa ne olur olmasa ne…”</p>
<p>Beş yıl önce bir ateş düşer; ama bu kez düştüğü yeri yakmaz. Erzincan, Tokat, Aydın, Denizli bir yana, en genç valisini, genç yaşında kaybeder Türkiye. Onu bu kadar sevdiren hayata geçirdiği fiziki köprüler değildir aslında. 8 Eylül 2003 günü hayatla ölüm arasındaki köprü kesilse de onun halkla kurduğu köprü uzun yıllar devam edecektir. O demokrasinin ve halkın gücüne inananların zafer işeretiydi sanki…</p>
<p>Vali Yazıcıoğlu, acılı bir eş, kızları Rüveyda ve Necla, oğlu Mehmet Kemal’i ve çok sevdiği torunu İlayda’yı bırakır ardında. Yazıcıoğlu’nun vefat ettiği günkü acıyı hâlâ hissettiğini söyleyen Meryem Hanım, valinin gömleğini ise yanından ayırmıyor: “O gitti, eşyaları kaldı. Gömleğini yastığımın altında saklıyorum. Nereye gitsem onu da yanımda götürüyorum. Onsuz uyumuyorum.”</p>
<p>Kızı Rüveyda Yazıcıoğlu Durmaz: DİZİYİ ARTIK İZLEMİYORDUK</p>
<p>Köprü dizisiyle ekranlarda yeniden hayat bulan Yazıcoğlu’nun ailesi, diziye biraz tepkili. Yayınlandığı ilk günlerde ekran başından ayrılamayan Yazıcıoğlu ailesi, diziyi daha sonra izlemediklerini söylüyor. Sebebi ise dizinin, romanın aslından bir hayli uzaklaşması: “Köprü köprülükten çıktı, sürekli terör konu ediliyor. Babam Erzincan’da bu kadar terör olayıyla uğraşmadı ki.” Rüveyda Yazıcıoğlu, ilk gün diziden çok etkilendiğini belirterek ‘Sanki babamı gördüm’ diyor. Meryem Hanım ise hıçkırıklarla ağladığını anlatıyor: “Vali Bey’i canlandıran Erdal Beşikçioğlu’nun hareketleri birebir Recep’inkilerle örtüşüyor. Bakışları bile eşiminkine benziyor.”</p>
<p>EŞİNİN DİLİNDEN, EFSANE VALİNİN BAZI BİLİNMEYENLERİ</p>
<p>Rahat giyinmeyi severdi. Yaz aylarında kravatı dairelerde çıkarttırırdı. Korumasız gezerdi.</p>
<p>Devletin aracını şahsi işlerinde kullanmazdı. Yıkık dökük cipiyle gezerdi. Devletin aracı benim gittiğim dağa bayıra çıkamaz derdi.</p>
<p>Manevi yönü kuvvetliydi. Namazlarını kaçırmazdı. Dışarıda namaz kılınmasını gösteriş olur endişesiyle sevmezdi. Eve gelip bir saat kazalarını kılardı.</p>
<p>Tebdil-i kıyafet gezerek denetim yapardı.</p>
<p>En sevmediği huyu, çabuk parlamasıydı. Birilerini kırdığı zaman çok üzülür, çocuk gibi ağlardı.</p>
<p>Eve iş getirmezdi, ailesine düşkündü. Hiçbir zaman kendisine hizmet ettirmez, her işini kendi yapardı.</p>
<p>Parayla pulla işi olmazdı. Yanında para taşımazdı. Berbere gideceği zaman bile benden isterdi.</p>
<p>(Aksiyon)</p>
<img src="http://ufoss.com/?ak_action=api_record_view&id=497&type=feed" alt="" /><h3  class="related_post_title">Benzer Konular</h3><ul class="related_post"><li><a href="http://ufoss.com/karadeniz-trabzon-yore-yemekleri-ve-tarifleri-yapilisi/" title="Karadeniz Trabzon Yore Yemekleri ve Tarifleri Yapilisi">Karadeniz Trabzon Yore Yemekleri ve Tarifleri Yapilisi</a></li><li><a href="http://ufoss.com/trabzon-trabzonspor-sondakika-haberleri/" title="Trabzon Trabzonspor Sondakika Haberleri">Trabzon Trabzonspor Sondakika Haberleri</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ufoss.com/recep-yazicioglu-efsane-valinin-bilinmeyen-oykusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mimar Sinanın Sırları, zekasi, mucizeleri</title>
		<link>http://ufoss.com/mimar-sinanin-sirlari-zekasi-mucizeleri/</link>
		<comments>http://ufoss.com/mimar-sinanin-sirlari-zekasi-mucizeleri/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Apr 2008 11:41:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ufoss</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Kultur]]></category>
		<category><![CDATA[Kim Kimdir?]]></category>
		<category><![CDATA[Mimar Sinan]]></category>
		<category><![CDATA[mucize]]></category>
		<category><![CDATA[sirlari]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ufoss.com/mimar-sinanin-sirlari-zekasi-mucizeleri/</guid>
		<description><![CDATA[* Mimar Sinan´in Selimiye Camii´Nil kubbesini o genişliğe oturtmak için 13 bilinmeyenli bir denklemi matematiğin bilinen 4 ana işleminden farklı besinci bir işlem bularak çözdüğü söylenir.Ayrıca minarelerin şerefelerine çıkanların yolda birbirlerini görmemeleri ise büyük bir bir dehanın urunudur. Almanlar ayni sistemi meclislerinin önündeki dev kürede kullanmışlar. Mimar Sinan bu sistemi 2 metre çapındaki minarelere yüzyıllar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a title="edirne_selimiye_camii.jpg" href="http://ufoss.com/resimler_wp/2008/04/edirne_selimiye_camii.jpg"><img class="alignleft" src="http://ufoss.com/resimler_wp/2008/04/edirne_selimiye_camii.thumbnail.jpg" alt="edirne_selimiye_camii.jpg" width="128" height="94" align="left" /></a>* Mimar Sinan´in Selimiye Camii´Nil kubbesini o genişliğe oturtmak için 13 bilinmeyenli bir denklemi matematiğin bilinen 4 ana işleminden farklı besinci bir işlem bularak çözdüğü söylenir.Ayrıca minarelerin şerefelerine çıkanların yolda birbirlerini görmemeleri ise büyük bir bir dehanın urunudur.<br />
Almanlar ayni sistemi meclislerinin önündeki dev kürede kullanmışlar.<span id="more-421"></span><br />
Mimar Sinan bu sistemi 2 metre çapındaki minarelere yüzyıllar önce monte edebilecek bir dehadır.Almanların dehası ise, o çirkin metal yığınına Selimiye´den fazla turist çekebilmelerindedir.</p>
<p>* Bir gün Selimiye Camii´ne girenler,kubbenin altında bir Japon´un ayaklarını kıbleye doğru uzatmış sırtüstü yattığını görmüşler Tabii hemen Japon´u, &#8220;Burası kutsal bir yer. Bu şekilde yatmak bizim inançlarımıza Gore saygısızlıktır.Lütfen oturun veya ayakta durun&#8221; diyerek uyarmışlar.Ancak, Japon trans vaziyetteymiş,gözlerini kubbeden ayırmadan söyle sayıklıyormuş:<br />
Bu imkânsız. Ben yılların mühendisiyim. Bu kubbe var olamaz.<br />
bu fizik ve matematik kurallarına aykırı.Bu imkansız, orada hiçbir şey yok,orada hiçbir şey yok&#8230;&#8221;</p>
<p>* Selimiye camisisinin zemini gevsek toprakmış.Bu nedenle minarelerinin yakin zamanda yıkılacağı<br />
fark edilmiş.Uluslararası bir grup bilim adamı toplanmışlar.Nasıl kurtarırız bu tarihi minareleri diye kafa<br />
kafaya vermişler.Sonuçta en son teknoloji olan metal kelepçelerle minarelerin temellerini sabitlemenin en iyi çözüm olduğuna karar vermişler.Minarelerin temellerini acınca, koymayı düşündükleri kelepçelerin aynısıyla karsılaşmışlar.Mimar Sinan bilmem kaç yüzyıl önce ayni şeyi duşunmuş meğerse&#8230;.?1950-60 arası bir tarihte inşaat mühendisi, mimar ve jeofizikçilerden oluşan bir Japon heyeti Türkiye´ye gelmiş.Heyet İmar ve Iskan Bakanlığından izin alarak ülkemizdeki tarihi yapıları incelemeye başlamış.<br />
Ayasofyayı, Yerebatan Sarnıcını filan gezdikten sonra sıra Sinan´ in kalfalık eseri Süleymaniye Camisi ve Sultanahmet Camisi´ne gelmiş. Japonlar bu camiler üzerinde günlerce inceleme yapmışlar.Her geçen gün şaşkınlıkları daha da artıyormuş. Çünkü Japonlar daha ilk incelemede camilerin gevsek bir zemin üzerine inşa edildiğini anlamışlar. Ama bunca yıl, bu camilerde bir çatlak dahi olmamasına akil sır erdirememişler. Bunun üzerine Türkiye programının gerisini tamamen iptal edip, bu iki cami üzerine yoğunlaşmışlar.<br />
Araştırmalarının sonucunda herhangi bir sarsıntı sırasında bu iki caminin sabitlenmediğini aksine yerinde oynayarak yıkılmaktan kurtulabildiği ortaya<br />
çıkmış . Minareleri incelediklerinde ise dumurları ikiye katlanmış.Minarelerin çok daha gelişmiş bir raylı sistem mekanizması üzerine oturtulduğunu ve her yöne yaklaşık 5 derece yatabildiğini görmüşler. Daha derin araştırma yapmak için Edirne´ye, Sinan´in ustalık eseri Selimiye Camisi´ne gitmişler. Oradaki olağanüstü sistemleri görünce iyice dumur olmuşlar.Selimiye´camiinin sırlarını aylarını harcayarak çözmüşler.Japonya´ya döndüklerinde ise Sinan´in sırlarını uygulamaya sokarak şehirlerini Sinan´in kullandığı sistemlerle kurup muazzam gökdelenler dikmişler.<br />
Yani su an gelişmiş ülkelerin gökdelen yapımında kullanıldıkları çoğu sistem,<br />
yüzyıllar önce Sinan´in geliştirdiği mekanizmalarmış.</p>
<p>(Taç Mahal mimari Mehmet efendi Mimar Sinan&#8217;ın öğrencisidir)</p>
<p>(alıntıdır)</p>
<img src="http://ufoss.com/?ak_action=api_record_view&id=421&type=feed" alt="" /><h3  class="related_post_title">Benzer Konular</h3><ul class="related_post"><li><a href="http://ufoss.com/goz-testi-yorgunmusunuz-test-edin/" title="Goz testi &#8211; Yorgunmusunuz test edin">Goz testi &#8211; Yorgunmusunuz test edin</a></li><li><a href="http://ufoss.com/mimar-sinan-olum-yildonumu/" title="Mimar Sinan Olum Yildonumu">Mimar Sinan Olum Yildonumu</a></li><li><a href="http://ufoss.com/bunlari-soylemek-zeka-ister-zeki-cevaplar/" title="Bunlari Soylemek Zeka Ister ( Zeki cevaplar )">Bunlari Soylemek Zeka Ister ( Zeki cevaplar )</a></li><li><a href="http://ufoss.com/mimar-sinanin-eserleri/" title="Mimar Sinanin Eserleri">Mimar Sinanin Eserleri</a></li><li><a href="http://ufoss.com/20-tane-zeka-sorusu-ve-cevaplari/" title="20 tane zeka sorusu ve cevaplari..">20 tane zeka sorusu ve cevaplari..</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ufoss.com/mimar-sinanin-sirlari-zekasi-mucizeleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
