Niye ben? Güzel bir hikaye

Efsane Wimbledon tenis oyuncusu Arthur Ashe AIDS’den ölmekteydi. Dünyanın her kösesindeki hayranlarından mektuplar yagmaktaydı. Bunlardan bir tanesi söyle soruyordu: “Neden Allah böylesine kötü bir hastalık için seni seçti?” Arthur Ashe buna su cevabı verdi:

Ayakkabici ( Umudun bitmedigini anlatan hikaye )

Ayakkabıcı, yeni getirdiği malları vitrine yerleştirirken, sokaktaki bir çocuk onu izlemekteydi. Okullar kapanmak üzere olduğundan, spor ayakkabılara rağbet fazlaydı. Gerçi mallar lüks sayılmazdı; ama küçük bir dükkan için yeterliydi. Onların en güzelini ön tarafa koyunca, çocuk vitrine doğru biraz daha yaklaştı. Fakat bir koltuk değneği kullanmaktaydı. Hem de güçlükle. Adam ona bir kez daha göz attı. Üstündeki pantolonun sol kısmı, dizinin alt kısmından sonra boştu.

KARINCA İLE SÜLEYMAN (A.S.)

Bir gün Süleyman Peygamber (a.s) bir karıncaya bir yıllık yiyeceğinin miktarını sorar. Karınca da, – “Bir buğday tanesi yerim” diye cevap verir. Cevabın doğru olup olmadığını kontrol etmek isteyen Süleyman Peygamber (a.s) karıncayı bir şişeye koyar. Yanına da bir buğday tanesi koyarak hava alacak şekilde şişeyi kapatır. Ondan sonra da bir yıl bekler.

AZRAİL’İN GÜZELLİGİ

Dr. Haluk Nurbaki’ den 1976 da yaşanmış gerçek bir hatıra Ben, 40 yıllık bir kanser uzmanı olarak maddeyi aşan sayısız olayla karşılaştım ve bunları, o olaya şahit olanlarla birlikte belgeleyerek özel bir arşiv yaptım. Bunlardan 1976 yılında yaşanmış bir olayı size nakletmek istiyorum. Kanser hastanesinde başhekimken Serap adında genç bir hanım hastam vardı. Bu hastam göğ

BETÜL’ÜN ÖRTÜSÜ

Okuldaki hademe, bahçede oturan küçük kıza yak­laştı. Belli ki hademe de bıkmıştı. Küçük kız, okul çan­tasını sağ yanına bırakmış, iki elini yanaklarına daya­mış, dirseklerini dizlerinin üzerine dikerek öylece otur­muştu. Gözleri gelen hademenin üzerindeydi.   “Kızım, Müdür Bey okulun bahçesinin dışına çıkma­nı istiyor” dedi hademe.   Öğrenciler, öğretmenler ders­teydi. Betül’ün gözü Müdür odasının penceresine kay­dı. Müdür Bey camın ardındaydı.  “Müdür mü söyledi? Benim için fark etmez” dedi, çıktı.

Bir cami bir kilise..! ( Fatih Sultan Mehmed )

Bir cami bir kilise..! Fatih sultan mehmet İstanbul’u fethettikten sonra, Avrupada fütuhata devam ediyordu. Bir seferinde Sırbistan hududuna gelmiş ve Sırbistan’ın fethi artık an meselesi idi. Sırp Kralı Brankoviç bir yanda Macaristan bir yanda da Türkler olduğu için arada zor durumda kalmıştı. Her iki büyük devletten birine sığınmak, ondan yardım istemek düşüncesiyle, her iki tarafa da elçiler gönderdi.

Site Footer